Uzm. Dr. Hıdır Arslan

arslanh@me.com

 

Adli Tıp Uzmanı, Diyaliz Hekimi

DİHED Yönetim Kurulu Başkanı

SBÜ Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi

KONGRELER VE TÜRK TIP DÜNYASI

 

 

Kongre kelimesi “toplanma, buluşma” anlamına gelen Latince “congressus”dan gelmektedir, aynı anlama gelen konferans, sempozyum, seminer, miting gibi kelimeler de kullanılmaktadır. ABD’de, parlamentonun bir bölümünün “kongre” olarak adlandırılması dolayısıyla uluslararası literatürde kongre kelimesi yerine “convention” ifadesi kullanılmaktadır. Kongre, daha önce konusu, tarihi ve içeriği bir program ile açıklanmış bir etkinliktir. Bu etkinlik, bilimsel, sektörel gibi alanlarda profesyonellerin katılımcılar ile bilgi alıverişinde bulunduğu bir faaliyetler bütünüdür. Bu faaliyetler, pazarlama teknik ve yaklaşımlarının gelişmesine paralel olarak, örgüt ve işletmeleri de kapsamına almaktadır. Tarihçilere göre bilinen ilk uluslararası kongre 10 Mart-8 Haziran 1681 tarihlerinde Roma`da tıp alanında yapılmıştır.

Kongre turizmi insanların ortak konular üzerinde görüşmelerde bulunmak amacıyla oturdukları yerlerin dışına organize biçimde seyahat ederek toplanmalarıdır. Dinlenmek, öğrenmek, tartışmak, oylamak ve karara varmak üzere binlerce toplantı düzenlemiş olan insanoğlu bu toplantıları da sınıflandırmış ve her birine seminer, sempozyum, konferans, kongre vb. adlar vermiştir. Kongrelere yönelik düzenlemeler ve diğer destek faaliyetleri konusunda uzman olan işletmeler aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Büyük çaplı grupların katılımıyla organize edilen kongre turizminin 37 sektör üzerinde doğrudan ve dolaylı etkisi bulunduğu bilinmektedir.

Ülkemizde hızla artan üniversite ve tıp fakültesi sayısı ile birlikte eğitim kalitesi, ar-ge faaliyetleri, bilimsel yayın ve araştırma kalitesi tartışmalıdır, hatta; çok yol almaya muhtaçtır. Üniversitelerimiz değişik başlıklar altında (kongre, sempozyum, panel, çalıştay, okul, vb.) bu toplantıları organize etmektedirler. Ancak toplantı sayısı ile karşılaştırıldığında bilimsel verimlilik açık ara geride kalmaktadır. Bu kadar toplantı veya kongreyi etkin kılacak bilimsel üretimimiz bulunmadığı gibi; bilim ligindeki yerimizde aşağıda özetlenmiştir.

Dünyada en iyi 1000 üniversite sıralamasının 8 kriter temelinde hazırlandığı bilinmektedir. Aralarında öğretim kalitesi, iş gücü piyasasında mezunlara olan talep, akademik personelin kalitesi, yayın sayısı, yayın kalitesi, bilimsel ortamdaki etkisi ve kaynak gösterilmesi gibi kriterler vardır.

Dünya Üniversite Sıralaması Merkezi’nin (CWUR: Center for World University Rankings) 2018-2019 yılları için hazırladığı listeye Türkiye'den 13 üniversite ise girmeyi başardı.  En iyi 1000 üniversite listesine giren Türk üniversitelerinin ilk 3 tanesi şunlardır: 

Hacettepe Üniversitesi (525)

İstanbul Üniversitesi (560)

Ortadoğu Teknik Üniversitesi (596)

CWUR'un ‘eğitim kalitesi' sıralamasında ise Türkiye'den sadece Boğaziçi Üniversitesi(300) ve İstanbul Üniversitesi (498)  yer aldı. CWUR'dan yapılan açıklamaya göre, bu sıralama sorgulama ve anket çalışmaları yapılmadan düzenleniyor.

İlk 1000 üniversite içinde ilk 400 e giren üniversitemiz olmamasına rağmen dünyanın ilk 400 tıp fakültesi içinde 2 tane tıp fakültemiz (Hacettepe Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi) mevcuttur. Ayrıca dünyadaki 1000 tıp fakültesi içinde ülkemizden 27 tıp fakültesinin bulunması da onur vericidir.

Kongrelerin eğitime katkısı tartışılmalıdır, temelde mesleki gelişime katkısı göz ardı edilmeden turizme hizmet ettiği de görülmektedir. Dünyada son elli yılda düzenlenen kongre mekanları incelendiğinde üniversitelerin oranı yüzde ellidir. Kongrelerin kime hizmet ettiği küçük bir çaba ile anlaşılmaktadır. İlaç sektörü dünya ekonomisinde kimya sektörü ile birlikte major dört sektörden biridir. Dünyada tıp anlayışına ve modalitelerine nasıl etki ettiği son çeyrek asırdır açık olarak tartışılmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği ülkelerinde sıkça gündem olmakla birlikte, ilaç sektörünün tıp-sağlık hizmetini nasıl yönlendirdiği bilinmektedir. Ülkemizin mevcut sınırlı kaynakları, en akılcı ve verimli şekilde kullanılmalıdır. Bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için Avrupa Birliği veya ABD maliyetleri ile kongre düzenlemek rasyonel bulunamaz.

Kıyısında bulunduğumuz sağlık sektörü GSMH dan yaklaşık %5,4 paya sahiptir. Sağlık Bakanlığı 2017 Bütçe sunumuna göre; Türkiye’de kişi başına sağlık harcaması 2014 yılı rakamlarıyla 821 Dolardır. Özel girişim Türkiye’de kişi başına düşen ilaç harcamalarına bakıldığında 170 Dolar civarında görünmektedir. Asgari ücretin aylık 1604 TL olduğu koşullarda fert başına 850 TL yıllık ilaç harcaması abartılı görünmektedir. Kongre sıklığı, bilimimize katkısı ve ekonomik yönleri bir kez daha gözden geçirilmeli, bu konuda da ülkemize özgü bir model geliştirilmelidir. Üniversite, belediye ve diğer kamu olanakları öncelikle seçilmeli, ilaç sektörünün etkisini minimize etmek için kongre fiyatları süratle hekimlerin kendini finance edecek düzeye döndürülmelidir.

Kamu kaynakları, özellikle ilaç sektörünün promosyon başlığı altında kamuya fatura edilen kaynakları, bir takım turizm amaçlı koordinator firma, dernekler ve konaklama merkezleri arasında paylaşılmaktadır. Kamu erki adına Sağlık Bakanlığı, meslek odaları ve dernekleri ivedi olarak bu konuda bir takım ortak çalışmalar yapmalı, eğitim kalitesi ve verimliliğin artırılması ile birlikte eğitim yöntemi olarak sunulan kongrelerin gözden geçirilmesi gereklidir.

Yayın Tarihi: 01/01/2019

DiyalizHaber

Diyalizden Haberiniz Olsun

www.diyalizhaber.net © 2016  Edited&Designed by PEGASUS