SU POMPASI, KRAMPON VE KİŞİSEL GELİŞİM



Ne âlâka di mi? 

Su pompası,  krampon ve kişisel gelişimin birbirleriyle ne âlâkâları var, okuyalım zahiri değil batını keşfedelim.

TRT Belgesel kanalında Su Savaşları isimli bir Türk belgeseli var. Bilmeyenler için kısaca Bizim Türk ekip Afrika’nın çorak topraklarına gidip su kuyuları açıyor, daha önce açılmış kuyuların bakımlarını yapıyor. 

Geçen onu izlerken, Afrika'nın bilmem hangi köyündeki derisi siyah bir gencin söyledikleri kafama şimşek gibi çaktı, bir konuda aydınlanmama vesile oldu. 

Genç şöyle dedi; "İlk önce bu insanlara şüphe ile yaklaştım, burada olmalarının asıl amacı ne diye düşündüm. Sonrasında bu insanların bizden hiçbir şey beklemeden bize güneş paneli ile elektrikli su rafinerisi yapmayı, tarım yapmayı, fedakarca, sevgi ile öğrettiklerini gördüm. Onlar sayesinde su için kilometrelerce yol gitmiyoruz. Gece yatağımıza tok yatabiliyoruz. Hayâl kurabiliyoruz. Onlar bize ilk defa değerli olduğumuzu hissettirdiler”.


Ok gibi saplanan aydınlanmama vesile olan o son cümle; "Bize değerli olduğumuzu hissettirdiler”.

Öyle ya çevremde tanıdığım ben dahil nice insanlara, neler neler yapıyorsun ama; yaranamıyorsun. Hiçbir şeyi beğenmiyorlar, beğenmiyoruz. 

Demek ki; bize değerli olduğumuzu hissettirmiyorlar, yapmış olmak için yapıyorlar.

Peki bir insana değerli olduğunu nasıl hissettirirsin, hele de dilini bilmediğin, konuşarak anlaşamadığın, binlerce kilometre uzaktaki kültürü anlayışı farklı bir insana? 

Belgeselin devamında onu da görüyoruz. 

İsmini hatırlayamadığım siyahi genç, futbolcu olmak istiyor, yalın ayak dandik bir plastik topla şehirdeki bir takımın elemelerine hazırlanıyor. 

İşte Türk olmakla gurur duyduğum anlardan biri;

Bizim ekipteki eleman “bende kaleciydim” diyor el kol işaretiyle ve hemen gömleği çıkarıyor, siyahi genç gibi koca koca karıncaların kol gezdiği yerde o da ayakkabılarını çıkarıyor, kale taşı yapıyor “hadi at bakalım” diyor, kalede bekliyor. 
O siyahi gencin ruhundaki mutluluk ışıltısı gözlerinden parlıyor.


Ve ertesi gün bizim eleman merkeze bozulan su pompasını tamir için gerekli malzemeleri almaya gittiğinde 

Gence bir sürprizle dönüyor. 

Bir şeyleri arkasına saklayıp gence “sana sürprizim var” diyor. Genç bir anlam veremeden öylece bakarken kramponları ve futbol topunu çıkarıyor. 

Gençteki o ışıl ışıl bakışı, o sevinci görmeniz lazım. Böyle bir ruhun mutluluktan ışıldamasına sebep olmak, bence dünyadaki en değerli şeylerden daha değerli. 

O genç ve ailesi için sen şimdi o su kuyusunu o pompayı yapmışsın, atıyorum 2 gün sonra bozulmuş. Bu genç ve bu köy için "Ne biçim yaptılar, olmadı, beceremediler işte" deme ihtimalleri yok. En fazla "bir aksilik olmuştur,  bir şanssızlık olmuştur,  bir yanlışlık olmuştur" derler. 

Çünkü sen o insanları sevdiğini, onlara değer verdiğini, su pompasıyla değil; onların değerlerine değer vererek, onların sofrasından yiyerek, birlikte şarkı söyleyip, dans ederek gösterdin.

Sen kalede 45 derece sıcakta kan ter içinde o gencin şutlarına atlarken  4G ile seni izleyen o insanlara sevgi yüklemesi yaptın. Sen onların sofrasında oturup, onlar gibi elinle balık yerken, onlar sana sevgi ile bakıyorlardı. 

Görev gereği "iş yapmış olmak için" oraya gidip, hiç bir çocuğun başını okşamadan, hiç kimseye misafir olmadan, sandiviçini yiyip, bozulan pompayı tamir edip, eyvallah bile demeden gidebilirdin. İşte o zaman o pompa 20-30 gün sonra bile bozulsa o insanlar sana; "Ne biçim iş yapmışlar,  beceriksiz adamlar " derlerdi. 

Sende tıpkı bir çam kerestesi gibi; "Yapıyorsun, yaranamıyorsun,  nankör bu insanlar nankör!" derdin. 

Artık hiçbir şeyden memnun olmayan insanları daha iyi anlıyorum ve benim de neden bana yapılan şeyleri beğenmediğimi daha iyi anlıyorum.

Dostlar alışverişte görsün. Yaptın mı?  Yaptım. Bu şekilde yapacaksan, yapma kardeşim boşuna, ağzınla kuş tutup kızartıp getirsen yemem. 

Sevginle, gönlünle, gülen yüzünle soğan ekmek getir. Şeker şerbet yerim. 

Hasılı kelâm; “Gönülsüz yapılan aş  ya karın ağrıtır ya baş” demişler. 

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana Obua az.

İnsanlara değer verin ve bunu hissettirin. 

 

Yayın Tarihi: 11 /06/2019

DiyalizHaber

Diyalizden Haberiniz Olsun

www.diyalizhaber.net © 2016  Edited&Designed by PEGASUS