Uzm. Dr. Hıdır Arslan

 

arslanh@me.com

 

 

2- SENİ DİYALİZDEN KORUYACAĞIM!

 

Şekerini bir türlü ayarlayamadı, yedi düşüremedi, yemedi düşüremedi bir türlü, akıl erdiremedi bu şeker işine, “benim şekerim stresten evladım” diyordu doktor Mehmet beye; ama anlatamıyordu derdini.

Geceleri nefes almakta zorlanıyordu, üç yastık ile neredeyse oturarak uyuyordu, uykuları bölünmüştü. Ölüm korkusu ile, uykuya dalmakta zorluk çekerken, yalnızlaştığını düşünürdü, çevresindeki seslerin anlamı da azaldı. Ayakları şiş huzursuz iken, elinden birkaç kez fincanını bile düşürdü, çayı üstüne döküldü, görmesi işitmesi anlaması bile bulanıktı. Sabahlara uzanabilirse uykusu, bulantı ile uyanıp kendini banyoya sürüklerdi. İsteksiz, iştahsız, tatsız bir gün ötekini çağırır, artık herhangi bir konuda düşünemediğini düşünürdü. Unutkanlığı hat safhadaydı, ne unuttuğunu bile unuturdu.

 

Ne menem şeymiş bu böbrekler, ikisi birden nasıl bitermiş acaba, peki doktor Mehmet beyin korumaya çalıştığı diyaliz makinesi nasıl temizliyordu acaba? Sebahat hanım banyoda kendini uzun uzun çamaşır makinesini anlamaya adadı, uzun uzun bakardı; ama herhalde bunun büyük boyu olmalı derdi kendi kendine; “ bu boyda makineye ben nasıl sığarım?” Günün birinde randevusuna varıp, hasta sandalyesine çöktüğünde, doktor Mehmet bey test kağıtlarına baktı uzun uzun; “yine ne yaptın Sebahat hanım?” dedi. Biliyorsun seni diyalizden korumaya çalışıyoruz ama böbreklerin çok zayıflamış, sana bir takım pahalı iğneler yazacağım o iğneleri şöyle şöyle yaptır der, reçetesini eline verir. Endişe, korku ve derken ne hissedeceğini bilemeden eczane eczane dolaşıp bulup aldı ilaçları, günler boyu kliniğe yollanıp yaptırdı iğneleri. Biraz biraz iyileşiyorum derken, halsizliği artmıştı, aynada yüzünü daha bulanık görüyordu, doktorun yiyebilirsin dediklerini bile yiyemez olmuştu ki; yese hasta, yemese hasta derken, bir gece Sebahat hanımın komşusu doktor Mehmet beyi telaş ile aradı; “hastanız kendini kaybetmiş ne yapalım, doktor bey?”. Doktor beyin önerisi ile, hasta battaniye ile sokağa, oradan kapıcı Sami beyin steyşın Kartal'ının bagajında hastane aciline götürüldü. Sebahat hanım kendine geldiğinde boynunda, kasıklarında, dört bir yanında acı duydu, midesi bulanıyordu, acı dışında boynunun sağ yanında bir ağırlık ile batma hisseder gibi oldu, eliyle yoklamaya koyuldu, kum torbası altında sert soğuk plastik hortumlar var gibi geldi, yine bayıldı. Acil serviste müdahalede bedeninde dört bölgede altı delik sonrası, evinden kalkıp gelen anestezi hekimi sağ omzuna başarı ile yerleştirmişti kateteri!

İki gün sonra doktor Mehmet bey geldi vizitine, diyalizden koruma programının bittiğini anladı Sebahat hanım. Doktor Mehmet bey “ şimdi seni diyalize alacağız, o zamana kadar senin tedavini ……. kliniğinde sürdürecekler, aylık testlerin ile gel takip edeceğiz, üç ay sonra seni diyalizden ayırabiliriz” dedi.

Eh durum pek de fena sayılamazdı, bir kaç ay o garip alarmlar ile yaşayabilirdi diye düşündü Sebahat hanım.

Diyaliz merkezini aradı, Mehmet beyin selamlarını söyledi, servis ile kapısından alınacağını duyunca içine serin sular serpildi.

Yayın Tarihi:03/06/2016

DiyalizHaber

Diyalizden Haberiniz Olsun

www.diyalizhaber.net © 2016  Edited&Designed by PEGASUS