Ayşe Seryal Olcay

seryalolcay@hotmail.com

BU BAYRAM DA AÇIĞIZ !

Bu yazı benim hikayemin son bölümü. On beş yıllık böbrek nakli sürecinin sonunda hemodiyalize girmek zorundaydım.  Son ana kadar hemodiyalize girmemek için direndim. Bu bana her şeyin sonu gibi geliyordu.

Ama öyle olmadı. Canlılığın en büyük göstergesi dayanma güdüsü. İlk hemodiyalize girdiğimde vücudumda tam 11 kilo fazladan su vardı, Afrikalı çocuklara benziyordum. Hemodiyalize girer girmez düzelmeye başladım. Tüm fazla sular gidince kısa zamanda 47 kiloya düşüverdim. Böbrek nakli için kullandığım tüm ilaçları bırakınca, bağırsağımdaki kanama ve ishal durdu. Besinleri sindirmeye başladım. Şu anda 60 kilo civarındayım.

 

Moralim o kadar bozuktu ki; uzun süre doğru dürüst kimseyle konuşmadım. Hayatımın amacı, enerjisi, neşesi kalmamıştı sanki. İş arkadaşlarım ilk WhatsApp grubumu kurdular, kitaplar yolladılar. Kitaplar ya da sanatın birçok dalı, çoğu dönemde, bana tekrar yaşamın keyifli yanını hatırlattılar. İyi ki varlar.

 

Bir de beni hayata bağlayan, kalbimi hala heyecanla çarptıran güzel insanlar var. Onlar da hep iyi olsunlar, sağ olsunlar.

 

Bu tür zor dönemlerimde hiçbir zaman “bu neden benim başıma geldi” demedim. Kaderci değilim,  bu ne bir ceza, ne de bir sınav benim için. Ben sadece istatistiksel olarak 1000 kişiden biriyim. Diğer 999 kişinin de beslenmesi, genetik şartları, vb. gibi nedenlerle birçok hastalığa yakalanabilirler. Benden daha kötü durumda olan insanlara bakıp, durumuma şükretmek de bana çok zalimce geliyor. Hayır, ben o da değilim. Sadece elimden geldiği kadar, bu şartlar altında en iyi olmaya çalışıyorum, o kadar.

 

Fistül için gidebileceğim en iyi cerraha gittim.  Sağ kolumdaki damarlar ince olduğu için diyalize uygun olmadı. Fistül sol kol dirsek hizasından açıldı. Olmadı tekrar düzeltme yapıldı. Fistül çalışmaya başlayınca,  sıra o büyük iğnelere geldi. İlk zamanlar anestezik kremlerle idare ettim. Sonra her hasta gibi, ben de bu göz korkutucu iğnelere alıştım. Ama takılırken hala hiçbir zaman bakamam.

 

Diyaliz merkezi olarak, ev diyalizini düşündüğüm için buna uygun bir diyaliz merkezine başladım. Önce servisle gitmemi kabul etmediler. Bu tür tali işler gerçekten çok can sıkıcı. Ancak zamanla anladım ki; diyaliz merkezlerinin mali durumları hiç parlak değil. Bunu bir hasta olarak söylemem garip gelebilir, ama ne kadar ekmek o kadar köfte. Devletin diyaliz seansları geri ödemesi AB ülkelerinin neredeyse 7'de biri kadar. İthal malzeme aynı, ithal makine aynıyken, kısabilecekleri en büyük kalemler de değişken giderler oluyor. Yani personel maaşları, servis, yiyecek, vb gibi.

Önemli olan diyaliz kalitesi. Ancak personel maaşlarının gerçekten çok düşük olduğunu düşünüyorum. Haftada en az 50 saat,  sabah 6'dan gece saat 10'a kadar çalışma, sinirli, huysuz, çoğu hep şikayetçi hastalarla bir arada olma ve en kötüsü yaptığınız bir hatanın cana mal olma stresine karşılık, alınan çok düşük maaş haksızlık gibi geliyor. Bir de  üstüne üstlük, diyaliz merkezleri diyaliz teknikeri ve diyaliz hemşiresi dengesi kurmaya çalışırken, iş bulamayan personellerin olduğunu bilmek daha da üzücü. Bunu okuyan birçok kişi benzer durumları ve düşük maaşlı başka sektörlerin de olduğunu söyleyecek. Deveye neren eğri diye sormuşlar, nerem doğru ki demiş.

 

Bu arada, bağırsak delinmesi ve septik şok yaşadım. Uzun müddet ileostomi torbası kullandım.  Bir yandan çok kötüydü ama bir yandan da muhteşemdi. O dönem ne istersem yiyip içebiliyordum. Hiçbir kısıtlama yok. Ne kilo alıyorsunuz,  ne de su içmek problem. Bir keresinde bir oturuşta yarım karpuz yemiştim, on dakika sonra torbayı boşalttım.

Ancak ileostomiyi kapatmak için yapılan ameliyatı sırasında fistülüm durunca yapay damar takıldı ama o da çok sık tıkandığı için, ayda bir anjiyo ile açtırmak zorunda kaldım. Sonra pes ettim. Şu anda tek giriş şansım olan soldan kalıcı kataterle giriyorum. O tıkanınca artık bakacağız.

 

Tekrar kadavradan nakile yazıldım. Bu kadar hasta ilk naklini beklerken,  benim ikinciye hakkım var mı diye düşünüyorum. Diyaliz doktorum, damarlarımdaki sorunlardan dolayı acil nakil listesine başvurmamı önerdi, ancak acil nakil olabilmeniz için, tüm damarlarınızın tıkalı olması gerekiyormuş.

 

Kataterin güzel tarafı; artık fistül ve iğne problemi kalmadığı için 1-2 ay içinde ev diyalizine geçeceğim.  Daha uzun ve yavaş pompa ile olacağı için, şu anda yaşadığım halsizlik ve düşük tansiyon problemlerini yaşamayacağımı ümit ediyorum. Benim hayatımın devamı için, hayatım boyunca o kadar çok insanların emeği oldu ki, onlara minnet duygularımı anlatmaya kelimeler yetmez.

 

Ramazan bayramı başlıyor. Biz  tekniker, hemşireler ve doktorlarımızla beraber, bu bayram da açığız.  Herkese iyi bayramlar. Hepimiz için, her şey, daha güzel olsun

Yayın Tarihi: 04 /06/2019

DiyalizHaber

Diyalizden Haberiniz Olsun

www.diyalizhaber.net © 2016  Edited&Designed by PEGASUS