Uzm. Dr. Hıdır Arslan

arslanh@me.com

 

Adli Tıp Uzmanı, Diyaliz Hekimi

DİHED Yönetim Kurulu Başkanı

SBÜ Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi

YENİ DİYALİZ YÖNETMELİĞİ HAZIRLANIRKEN !!!


Diyaliz merkezlerinde diyaliz hekimleri genellikle aynı zamanda, mesul müdürlük görevini de ifa etmektedir. Bu durum biz hekimleri Sağlık Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu, Adliye, Belediye, Hasta Hakları konusunda primer sorumlu hale sokmaktadır. Bu ağır yük ne yazık ki; şu ana kadar ücretlendirilmemiştir. Ayrıca “Ev Hemodiyalizi” gibi Nefroloji Uzmanı kontrolünde yürütülen hizmetin idari sorumluluğu da omuzlarımızdadır. Kuruma karşı açılacak davalarda oluşan maddi tazminatın yükünün kimin üzerine kalacağı ise belirsizdir. Yönetmeliklere göre diyaliz ünitesinde hekim bulunmadan hemodiyaliz tedavisi uygulanamaz. Yönetmelikler ve iş kanunları diyaliz hekiminin çalışma saatlerini ve çalışma koşullarını belirlemiştir. Bu hükümler öncelikle hekimin insani çalışma koşullarını ve hastaların alacağı hizmetin kalitesini belirlemektedir.


İş Kanunu hükümlerine göre bir işçinin çalışma süreleri haftalık 45 saattir. Yönetmeliğe göre bir diyaliz seans süresi kan pompasının çalıştığı süre olarak 4 saatin altında olamaz. Hastanın salona alınması, hastanın hazırlığı, iğnelerin takılması, iğnelerin çıkarılması, hastanın kanama vital bulgular açısında salonda takibi ve son hastanın diyaliz ünitesinden ayrılması gerçekleşinceye kadar diyaliz hekiminin görevi devam etmektedir. Bu durumda bir seans için diyaliz hekimin çalışma süresi 4,5-5 saat arasındadır. Bu durumda bir diyaliz hekiminin haftalık çalışma süresi ideal olarak 10 seanstır. Diyaliz hekiminin daha fazla seans yaparak, daha fazla ekonomik kazanç elde etme ihtiyacı duyması, hekimin sosyal şartlarını zorlamaktadır. Diyaliz Yönetmeliği'ne bakarsak bir diyaliz hekimi en fazla 30 hastaya bakabilir. 30 hasta ile 50 hasta bulunan seanslarda ise ikinci bir diyaliz hekiminin çalışması bir zorunluluktur. Bir seansta 3 saatin diyaliz salonunda geçtiğini düşünürsek 180 dakikadan hasta başına düşen 6 dakikadır. Bu 6 dakika içinde hastanın muayene edildiği, tedavisinin düzenlendiği, gelişen acil durumlara müdahale edildiği ve hasta kayıtlarının tutulabilmesi mümkün değildir. Ülkenin ve diyaliz merkezlerinin ekonomik zorluk içinde bulunması gibi mazeretler ile pratikte bu konunun da bazı merkezler ve hekimler tarafından gözardı edildiği bilinmektedir. Diyaliz merkezlerinde en önemli görevlerden biri de hastanın diyaliz hizmeti dışındaki sağlık hizmetinin planlanması ve koordine edilmesidir. Genellikle hasta yakınları diyaliz kliniğinde tüm sağlık hizmetinin verilebileceğini veya böyle bir görevi olduğu kanısındadır. Oysa bir diyaliz merkezi sadece diyaliz hizmetinin verilmesi ile yükümlüdür. Hastanın damaryolu problemleri, kardiolojik sorunlar, endokrin problemler vb. konulara çözüm bulunması da diyaliz hekiminin görevi haline getirilmiştir. Bu branşlar ile hastanın buluşturulması, konsültasyonların yorumlanması da diyaliz hekiminin vaktini ve enerjisini alan konulardır. Bir diğer konuda yönetmelikte belirtildiği üzere, hastanın tedavisinin uzman tabip (Nefrolog veya Sertifikalı Sorumlu Dahiliye Uzmanı) tabip tarafından düzenlenmesi gerekliliğidir. Uzman hekimin ayda 1 kere tüm hastaları görmesi, muayene etmesi ve tedaviye karar vermesi ise imkansızdır. Hasta başına düşen 5 dakika içinde bu işin yapılması da teknik olarak mümkün değildir, bu görevde diyaliz hekiminin üzerine kalmış gibi gözükmektedir. Diyaliz hekimleri kurumlarla yaşanan sorunlarda muhatap konumundadır. Sağlık Müdürlüğü, Sosyal Güvenlik Kurumu, Belediyeler, Maliye, vb. kurumlara giderek ifade verme, işlemleri başlatma gibi süreçlerde diyaliz hekimine sorumluluk düşmektedir.


Yeni yönetmelik ile hemodiyaliz kliniklerinde bir seansta çalışan birim hekim başına düşen sayıyı artırmak sadece hastaya zarar verir. Sağlık hizmeti kalitesini düşürür. Hasta ölümlerine, sağlık kalitesinde önlenemez kayıplara yol açar. Mevcut seans içinde hekim başına 30 cihaz/hasta parametresi korunmalıdır.


DİYALİZ TEKNİKERİ Mİ?  DİYALİZ HEMŞİRESİ Mİ?
Diyaliz teknikerliği eğitimi ülkemizde evvela diyaliz kliniklerinin teknik sorunlarını çözmek üzere başlatılmıştır. 2005 yılında sağlık sektöründe muazzam genişleme sonrası ortaya çıkan muazzam hemşire talebi nedeni ile diyalizde çalışacak hemşire bulunamaması üzerine, zamanın Sağlık Bakanı sayın Recep Akdağ bey ile yapılan istişareler sonrası, yönetmelik değişikliği ile iki yıllık yüksek okul eğitimi ile yetiştirilen teknikerler sertifika eğitimleri almak koşulu ile diyalizde hasta bakmakla yetkilendirildi. Hemen ardından 2007 yılında bir yönetmelik değişikliği ile diyaliz teknikerlerine sertifika zorunluluğu kaldırıldı. Pek çok özel üniversite veya yüksek okul dershane ortamında bu çocukları hak ettikleri eğitimi vermeden staj ortamı sağlamadan mezun etmiştir, etmektedir. Devletimizin 11 okuluna karşın 25 özel üniversite veya yüksek okulda diyaliz teknikeri yetiştirilmesi konunun ne kadar ticari olduğuna işaret edebilir. Doğru bir planlama yapılmadan ticari rant maksadı ile bu fakir aile çocuklarına diploma edindirmektedir. Mevcut birikmiş mezun tekniker sayısı (YÖK rakamları 5000 civarı mezun diyaliz teknikeri göstermektedir, diyaliz teknikerliği yüksek okul kontenjanları 1500 civarındadır) dahi ülkenin 10 yıllık ihtiyacının üzerindedir. Sağlık nosyonu kazandırılamamış, eğitimleri yetersiz teknikerlerin eğitim açıklarını gidermek yıllar almaktadır. Sağlık mesleğine çocukken adım atan sağlık meslek lisesi kökenli sertifikalı hemşirelerin diyalizden uzaklaştırılması veya önünün kapatılması, diyaliz kliniklerinde tedavi alan 70 bin diyaliz hastasının yaşamını riske atacaktır. Hasta ölümleri çığ gibi artacak, sağlık durumları bozulmuş, sakat edilmiş hasta kamuya maliyesine artmış hasta bakım yükü olarak dönecektir.


Diyaliz hemşireleri diyaliz sektöründe mevcut hali ile istihdamın yarısı civarındadır. Sertifika edinme hakları korunmalıdır. Eğitici vasıfları, sağlık nosyonu kazandırmaları açısından yararlanılacak bir konudur. Diyaliz hemşiresi diyalizde çalışmaya devam etmelidir.


Temel sorun diyaliz teknikerliği okullarının yetersiz altyapısı ile öğrencilerine gerekli sağlık hizmeti formasyonu kazandırmadan sağlık iş ortamına dahil etmesidir. Sağlık eğitimine talip olan kurumların hastane veya sağlık kuruluşu veya afilasyon ile öğrencilere uygun staj eğitimi ortamının sağlanacağı ruhsat verilme koşulu haline getirilmelidir. Kar amaçlı eğitime talip kurumlar, öğrenciye hak ettiğini veremiyor, mevcut eğitim süresi ve müfredat ile teknikerlik bölümü öğrencilerine sağlık çalışanı formasyonu kazandırılması güçtür. Bu okullar denetlenmeli, mezun öğrenciler ile görüşülerek gerekir ise ruhsatları iptal edilmelidir. YÖK ün diyaliz teknikerliği bölümünü sağlık meslek lisesi çıkışlı öğrencilerinin tercihleri ile sınırlaması en faydalı çözüm yolu olarak görünmektedir.

Diyaliz teknikerliği eğitim süresi uzatılarak en az dört yıla yayılmalı, yeniden düzenlenmiş müfredat ile ve tekniker eğitim kalitesi artırılmalı, mezun durumdakilere sertifikasyon zorunlu eğitimi planlanmalıdır(en az 6 aylık bir sertifika programı mezun durumdaki teknikerlerin eğitim açıklarını kısmen giderebilir). Tekniker eğitim kalitesi artırılmalıdır, zaman içinde zaten diyalizde doğal olarak büyük oranda tekniker istihdam edilecektir. Zira hemşire çalışma alanı çok geniş iken önce teknik konular daha sonra direk hasta bakımına yönlendirilen teknikerlerin çalışma alanı diyaliz ile sınırlıdır. 

 

Not: Bu metin 15/02/2019 tarihinde CİMER üzerinden T.C. Cumhurbaşkanlığı'na iletilmiştir.

Yayın Tarihi: 02/03/2019

DiyalizHaber

Diyalizden Haberiniz Olsun

www.diyalizhaber.net © 2016  Edited&Designed by PEGASUS