

MELEK'LER HASTA OLMAZ Kİ !
Acıları vardı onun da hemide kimselere diyemediÄŸi acıları. Ne istiyordu hayat ondan. Kaç gece geçti bu genç yaşında kim bilir “Al mevlam canımı “ diye sayıklayalı.
Aha oracıkta sobanın yanına kurduÄŸu yer döÅŸeÄŸinin üstünde yatıp duran Melek, yine böyle soÄŸuk bir kış gecesinde girmiÅŸti hayatlarına. Bubası rüyasında melek gördü diye Melek koyuvermiÅŸlerdi hepten adını. Melek pek küçük doÄŸmuÅŸtu. Kedi enciÄŸi gibi küçümencik.
MeleÄŸin büyüÄŸü Mustafa 1 yaşındaki çocuk kadardı ilk kez kucağına aldığında. Doymak bilmezdi öküz. Cork cork iliÄŸini kemiÄŸini emer, bolca da sıçardı. Pestilini çıkarırdı anasının. Ana deyiÅŸi bile kabaydı adamın. AÄŸzını doldura doldura ana dedi mi sanırsın gök gürlüyor. Evin içinde koÅŸunca zelzele oluyor sandıydı bir keresinde.
Melek’cik öyle mi ama. Kurak geçen yazın ardından saman bulamayan davarları belki birkaç tel ot bulurlar ümidi ile meraya götürürken yakaladı ilk sancı. Anladı başına gelecekleri gerisin geri eve yeltendi. Herife seslendi “Ahmettt kalk hele. Sancım geldi ebeye haber ver davarları da çeÅŸmenin ordan alıver gayrı”. AÄŸzından çıkan homurtuların sadece itiraz olduÄŸu ancak anlaşılabildi. Koca götünü öbür tarafa döndürüp söylenmeye devam etti herif. Yırtık pijamanın çeken paçalarından kıllı bedeni görünüyordu. Pijamanın üstü ise o koca göbeÄŸini örtemeyecek kadar kısalmıştı. AyÅŸe’nin cılız sesine aldırmaya hiç de niyetli deÄŸildi. Kapının önünde duran çamurlu lastik potini sırtına yiyince “ne oluyor beee “ diyerek doÄŸruldu. Elini koca göbeÄŸinin kaşımak için karnına götürdü. Kaşınmanın tembelcesibu olsa gerekti. Sadece orta ve yüzük parmak kullanılarak iki kaşıyıp bir sıvazlayarak iÅŸini sürdürmeye devam etti.
AyÅŸecik isteklerini bir kez bir kez daha tekrarladı. Baktı oralı olan yok. En büyük bebesi olan Emine’yi komÅŸuya gönderdi. “Bakıversin Döndü yenge bir bana” dedi fısıtlıyla inleme arası bir sesle. Kızı korkmasın istedi.
O da kadın olacaktı, o da doğuracaktı.
Döndü yenge geldiÄŸinde Melek annesine neredeyse kavuÅŸacaktı. Suyu gelen AyÅŸe’yi yere, oracığa kapının dibine yatıran Döndü aynı anda; Ahmet’i evden kovuyor, Emine’yi de ebeyi çağırması, diÄŸer çocuklara göz kulak olması yönünde ikna ediyordu. Biliyordu ki Ahmet o tembel kıçını kaldırana kadar iÅŸi iÅŸten çoktan geçecekti.
Ebe yetiÅŸti mi yetiÅŸmedi mi hatırlayan yok ama Melek doÄŸduÄŸunda herkes bir terslik olduÄŸunun farkındaydı. Epey bir sesi çıkmadı kızın. Rengi de epey bir karaydı. Hemen sardılar bebeÄŸi bir havluya verdiler anasının koynuna. Kokusunu alsın, nefesi nefesine eklensin ve can gelsin minik ayacıklarına istediler.AkÅŸama doÄŸru ancak kendine geldi Melek’cik. Ama hala pek cılızdı sesi. Memesinin başını aÄŸzına tıkmaya çalıştığında boÄŸulacak diye korktu geri çekti AyÅŸe. Sonra komÅŸuların içtiÄŸi çayın çay kaşığını aÄŸzına alarak ÅŸekerli çayı temizledi aklınca. Eli ile memesini sıkıştırarak birkaç damla sütü kaşığın içine saÄŸdı. Sonra MeleÄŸin aÄŸzına kaşığı yapıştırdı. Melek kursağına giren birkaç damla sütü yaladı ama hepsi o. AyÅŸe kızının aÄŸzını sıkıp memesini sıvazlayarak birkaç damla daha sütü kaşığın aracılığından vaz geçerek damlattı. Kuzusu yorgun düÅŸmüÅŸ olacaktı ki gözleri kapanıverdi yavrucuÄŸun. Koydu yanına acık uyusun diye. KomÅŸuların yaptığı bir tas çorbayı içmenin tam da zamanıydı. KomÅŸu kadınlar çocuklarını doyurmuÅŸ, sobayı yakmış, dışarıdan odun taşımışlardı. DoÄŸum sırasında kirlenenleri de bahçeye kuracakları çamaşır kazanının içine tıkıp yarına bırakmışlardı.
Gözleri Mustafa’ yı aradı desek yalan. Sadece olsa ÅŸurada da dursa çocuklarının başında o da acık uyusa diye düÅŸündü. Emine yanaÅŸtı annesine usulca kardeÅŸini uyandırmamak için özenli davranarak. Ben bakarım kardeÅŸlerime dedi sen uyu artık ana. O da 8 yaşındaydı daha ama çekip çevirirdi tüm evi pek becerikliydi kızcağızı. Haylaz oÄŸlanlar Emineden, babalarından bile çok korkarlardı. En çok Emine ye dert ortağı olacak diye sevindi MeleÄŸin kız olmasına.
Ne kadar uyudu bilmiyordu ama Melek çok aÄŸlıyordu. Emine odanın ortasında bir o tarafa bir bu tarafa yürüyordu. Kucağında kardeÅŸi aÄŸzında piÅŸ piÅŸ piÅŸ sesi. Anası uyusun acık istedi. BaÅŸka odaya da götüremezdi malum hava soÄŸuk. Oda dedimse oda da oda hani. İki divan var karşılıklı. Kocası evlenirken çakmıştı keresteden. Kerestenin üzerine çeyizindeki mor kadifeden minderler dikti. Minderlerin içine de ot bastıydı. Yerde çocukların eskilerinden kırpıp yaptığı kilim, Dudu teyzenin attığı bir soba ve Döndü yengenin verdiÄŸi masa vardı. Masanın etrafında da tek bir sandalye. O da bir ayağı kısa topal bir sandalye. BaÅŸka da oda yoktu zaten. Yere, yer yatağı sererdi akÅŸamları. Çocuklar koyun koyuna bir yatakta yatarlardı. Herifi ile kendisi için de bir yatak. Adam rahat durmazdı hiç akÅŸamları. Bir tek gebeyken yanaÅŸmazdı yanına nedense. Yoksa ne yorgunluk dinlerdi ne açlık. Gençken gündüz de ayrılmazdı peÅŸinden. Çocukluktan tanırdı Mustafa’yı teyzesinin oÄŸluydu herifi.
Neyse annesi uyanınca az da olsa rahatladı ve anasına verdi kardeÅŸini Emine. Melek aralıksız 3 saat aÄŸladı. Ne emdi ne uyudu, sadece aÄŸladı. OÄŸlanlar kulaklarını tıkıyor, Emine ana kızın etrafında dört dönüyordu. Lakin ne yaptılarsa kifayet etmedi. YüklüÄŸün dibinde duran rakıdan bile bir damla damlattı bebesinin aÄŸzına ama yok anam yok . Çaresizce Emine’yi kahveye gidip babasını çağırması için sokaÄŸa yolladı. Daha gideli 5 dk olmuÅŸtu ki kapı çaldı. OÄŸlanlar kapıyı açtılar ve analarına seslendiler. “Ana ana kumadan seni çağırıyor.” AyÅŸe kapıya çıktı kucağında birkaç saat önce doÄŸurduÄŸu bebesi ile. Dizlerinde derman yoktu öyle kumandana buyur edecek kadar bile. Karanlıkta parlayan bir çift minik mavi gözü görünce çok korktu. Kumandan sıkı sıkı Emine’nin eline yapışmış ve Emine’yi bırakmamaya kararlıydı. “Hanım hanım utanmıyor musun bu yaÅŸta bir çocuÄŸu bu karanlıkta sokaÄŸa salmaya” diye kükredi kumandan. AyÅŸe kumandana durumu özletleyecek birkaç kelime söyleyebildi ancak. Sonra yavaÅŸça yere çöktü. Bebesine bir ÅŸey olmasın diye de özen gösteriyordu.
BoÄŸazını yakan tuhaf bir koku ve etrafta dolaÅŸan ayak sesleri kendine hızla gelmesini saÄŸladı.Gözlerini açtığında her yer aydınlıktı. Bebesi yanında deÄŸildi. Hiç kimsesi yanında deÄŸildi aslında. Beyaz duvarlar üzerine üzerine geliyor ve içindeki bu aÄŸlama duygusunu anlamlandıramıyordu. Sonunda bu bilinmezlikten sıyrılmak için hafifçe doÄŸrulmaya yeltendi. Uzaklardan bir ses “hop hop hop bacım kıpırdama” diye onu uyarınca yalnız olmadığını anladı. Yanına gelen beyaz yüzlü kadını görünce aÄŸzını açtı ama hiç ses çıkmadığını fark edince afalladı. Yeniden uykuya dalması ise ancak birkaç saniye sürdü. Tekrar uyandığında baÅŸka bir yerdeydi. Ama bebesi hala yoktu yanında ve de hiçkimsesi. Herifinin kaba sesini duydu koridordan. Mustaaaa diye seslendi. Mustafa kapının önünde dikilmiÅŸ birileriyle bir ÅŸeyler konuÅŸuyordu. Sesin geldiÄŸi tarafa bakıp “aha uyandı gidip doktora haber vereyim” dedi.
Mustafa, bir doktor ve bir hemÅŸire yanına geldiler ve ona bir dolu soru sordular. ÇoÄŸu soruyu anlamadı, çoÄŸu soruya ise ne cevap verdi hatırlamıyor. Ne zaman bebesini sormaya kalksa lafı deÄŸiÅŸtiriyorlardı. Sonunda sıkılan AyÅŸe acık daha doÄŸrularak oturdu. Sesini de yükselterek “bebemi getirmeyeceniz mi artık bana” diye sordu. Odada oluÅŸan bakışma trafiÄŸi oldukça karışıktı. Son birkaç soru diyerek gerçekleÅŸtirilen oyalamanın ardından kalkmaya yeltenen AyÅŸe’yi doktor omuzundan bastırarak durdurdu.
“Bakın AyÅŸe hanım“ diye baÅŸlayan cümlenin devamını duymak istemediÄŸini anladığında her ÅŸey için çok geçti. Bebesi hastaymış, hastalığı ciddiymiÅŸ. Onun bebesi, minicik MeleÄŸi. O kadar çocuk hasta mı olurmuÅŸ. Gazı vardır onun diye düÅŸündü içinden. Nerden bileceklerdi doktorlar onun çocuklarının ne kadar çok gazlı olduÄŸunu. İlk defa mı çocuk doÄŸurmuÅŸtu canım. Bu dördüncü iÅŸte. El kadar bebenin hasta olduÄŸu nerde görülmüÅŸmüÅŸ.
Doktor bir ÅŸey dedi KBY mi ne? Her ne zıkkımsa. Anlamadı ama doktorların yüzündeki ifadeye bakılırsa korkulacak bir ÅŸeydi.” Amannn canım ilaç verin geçsin” dedi önce. Sonra baktı karşıdan hiç cevap yok, baÅŸlar umutsuzca yere eÄŸik. Durumun ciddiyetini ancak o zaman anladı.
Peki dedi peki ne olacak ÅŸimdi. “Biri gelip size durumu anlatacak” dediler.
Merhaba yeni hayat…
​
Yayın Tarihi: 30/06/2016




