GÜLEN BÖBREK ÇOCUK KOROSU

 

Geçtiğimiz hafta kutladığımız 10 Mart Dünya Böbrek Günü etkinlikleri için etkinlik programını hazırlamaya karar verdiğimizde programın bir yerinde müziğin de bulunması gerektiğine çoktan karar vermiştik. Davetli koltuğunda oturacak olan, kliniğimizde takipli çocuklar ve onların aileleri idi. Onların özel bir gün yaşamasını istiyor, çocukların eğlenmesini, anne babaların omuzlarındaki yükün bir nebze olsun hafiflemesini istiyorduk. Bu nedenle hazırlayacağımız program içerisinde müzik olmazsa olmazdı. 

Bu amaçla bir arayış içerisine girmiştik ki; yolumuz İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Müzik Bölümü Öğretim Görevlisi Gürkan Güleç ile kesişti. Bir kez daha “hayatta hiçbir şey tesadüf değildir” sözünü de hatırlamamıza vesile oldu, bu buluşma. Biz çocukları nasıl mutlu edebiliriz, nasıl eğlendirebiliriz diye evrene bir istek göndermiştik ve evrende bize Gürkan Bey’i. 

Bu aşamadan sonrası çok hızlı gelişti ve onun teklifi ile “acaba kendi çocuklarımızdan, bir koro oluşturabilirmiyiz” beyinlerimizde hızlı bir şimşek gibi çaktı. Süremiz kısa idi, gönüllü çocuk bulabilir miydik? Çocuklar bu fikri nasıl karşılayacaktı? Bu soru işaretleri ile ayrıldık Gürkan Bey’in yanından. Ama kendimize gelmemiz kısa sürdü. Birkaç günlük uğraş sonunda 15 çocukla koro çalışmaları başladı. 

Utangaç, içe kapanık, biraz tedirgindiler ilk gün. Kimi diyalizden çıkmıştı, kimi klinikte yatıyordu, almakta olduğu damar tedavileri henüz bitmiş, koşa koşa gelmişlerdi. Birbirlerini tanımıyorlardı. İçlerinde hiç Türkçe bilmeyen Iraklı iki kardeş bile vardı. Bir buçuk saatlik çalışma sonrası, gözlerde sanki bir ışıltı mı oluşmuştu yoksa? Sanki konuşturmakta güçlük çektiğimiz, zor ilişki kurduğumuz o çocuklar biraz canlanmışlar mıydı, yoksa biz görmeyi umut ettiğimiz şeyleri mi görüyorduk? 

Çalışma toplam dört hafta sürdü. Ortaya inanılmaz bir enerji çıkmıştı. Çocuklarımız 10 Mart Dünya Böbrek Günü’nde sahne aldılar ve çok güzel bir performans sergilediler. Ama sadece bu kadarla sınırlı değildi olanlar. Bu süreçte başka şeylere de şahit olduk. Koro çalışmasına yetişebilmek için, diyalizden 15 dakika erken ayrılmayı göze alanlara, işitme güçlüğü nedeni ile özel eğitim alan çocuğumuzun koşa koşa çalışmalara gelmesine, Iraklı hiç Türkçe bilmeyen çocuğumuzun ise solo şarkı söylemesine… Sanırım dünyadaki tek evrensel ve ortak dil müziktir sözünün bir ispatı oldu, bu sonuncu örnek. Ailelerin mutluluğunu belirtmeye gerek duymuyorum, çünkü bunu tahmin etmek hiç de zor değil sanırım. 

Bu koro sayesinde, çocuklarımızın gizli dünyasına ait hazineleri keşfettik. Kapalı dünyalarının kapıları aralandı. Psikolojik ve duygusal alanları desteklendi. Sosyalleşme adına bir adım atıldı. Çocukların mevcut hastalıkları nedeni ile, tek bir yönde olan ilgilerini dağıtmayı başardık, başka bir meşguliyet oluştu zihinlerinde. Belki de şu ana dek yaşamadıkları bir sevinç kaynağı oluşturduk. Onların daha yaşayan bedenler haline dönüşmelerine katkıda bulunduk. Artık hayatı, hastalıkları daha güzel algılayacak onlar. Bu hayatta önemli bir yere sahip olduklarını, bir şeyler üretebildiklerini fark ettiler çünkü. 

Tüm bunlar müziğin insan beyninde nasıl bir enerji bandı oluşturduğunun ve iyileştirici etkisinin göstergesi. Bize düşen ise bu enerjinin devamını sağlamak. İyi ki ortaya çıktı “Gülen Böbrek Çocuk Korosu”. Buradan tüm emeği geçenlere sonsuz teşekkürü bir borç biliyorum. 

 

Hem. Sevginar Şentürk

 

sevginarsenturk@mynet.com

 

Diyaliz Eğitim Hemşiresi

S. B. Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Yayın Tarihi: 15/03/2016

DiyalizHaber

Diyalizden Haberiniz Olsun

www.diyalizhaber.net © 2016  Edited&Designed by PEGASUS