Uz. Dr. İdris Emir

dridrisemir36@hotmail.com

Dahiliye Uzmanı
Antakya Emir Diyaliz Merkezi
 

HEKİM-HALK KÖPRÜSÜ NEDEN SARSILDI ?

Varoluştan bu yana, insanların yaşarken ilk ihtiyaç duydukları, yaralandıkları zaman medet bekledikleri birileri, hastalandıklarında bilgisine şefkatine ve tedavisine muhtaç oldukları en doğruyu bilen ve uygulamayı yapabilen birileri aranmıştır.

İşte bu aranan kişi hekimdir, doktordur. Bir anlamda ilk deneyim ve bilgi biriktirenler, ilk toplum bilginleri, ilk düşünürler insan topluluklarını ilk bir arada tutmaya çalışanlar toplumun içinden yetenekli dikkatli çalışkan özverili, içinde sevgi taşıyan kişilerden oluşuyordu. Bu tür kişiler başka başka alanlarda da bilgiler toplayıp ayrı ayrı bilim ve teknolojilerin gelişmesini sağlamış oldular. Bu tür kişilerin birincil çıkış noktaları maddi çıkar olmamıştı. Daha önceki ekonomi sistemlerinde, hekimlerin ücret olarak talepleri olmazken, onlardan yararlananlar içten gelen bir duygu ile hekimlere maddi katkı yapmışlar, bu meslek sahiplerini üstün görmüş, geçimlerini sağlamış ve muhtaç bırakmamışlardır. Eski çağlarda çalışıp yükselmek isteyen hekim maddi sorunla karşılaşmazken, günümüzde hekim olmayı düşünen kişi ve ailesi daha ilkokuldan başlayarak yüksek harcamalar yapmak zorunda olmuşlardır. Teknoloji geliştikçe tıptaki tanı ve tedavi olanakları da arttı. Doğal olarak, bu nimetin de bir külfeti olacaktır. İlaç ve tıbbi teknolojiyi geliştiren ve ellerinde tutan ülkeler ve firmaları iyi bir sömürü kapısı elde etmiş oldular. Ne zamanki kapitalist liberal ekonomi modeli hakim oldu o zaman bu alanda çalışanlar ilerlemek için kapitale ihtiyaç duymaya başladılar. Bir hayat boyu süren bu harcamalar doktor olan kişileri de etki altına almış oldu. Onlarda yetiştirenlere elinden tutanlara emeği geçenlere karşı borçluluk duygusu ve baskısı yarattı. Uzun süren eğitim yıllarından dolayı hayatını evini kurmayı ancak ileri yaşlarda gerçekleştirebildi. Yola geç çıkınca, mesafeyi kapatmak için hızlı yürümek zorunda kaldı. Yüksek hız yüksek harcama demektir. Böylece çok yönlü kuşatılmışlık doktoru da sömürüp bunaltmaya başladı. Tek geçim kaynağı olan mesleğini kullanmak zorunda kaldı. Kutsallık tahtı para gücü ile sarsıldı. Bu yüzden, hekim-halk arasındaki bağ giderek gevşeyip çözülmeye başladı.

Tam o süreçte, halkı kandırmak için birilerine şamar oğlanı gerekliydi. İyi ya doktordan daha iyi şamar oğlanı mı bulacaklar. Sağlık konusu kullanılabilecek en etkin alan oldu. Doktor her fırsatta yerden yere vuruldu. Sistem, günü kurtarmak için yazboz tahtasına çevrildi. Popülist bir yaklaşımla, daha kötüsüyle değiştirildi. İyileşmeyen hastalığın sorumlusu sanki doktormuş gibi bir algı yaratıldı. Nerede ise, hastalıkların müsebbibi de, iyileştirmeyeni de doktormuş gibi gösterildi. Hasta ile hekim arasındaki sevgi yerine düşmanlık tohumları ekildi. Doktorlara şiddet ve saldırılar artmaya başladı. 

Bu durum, birilerinin bayağı işine yaradı basamakları tırmandı. Kaybeden yoksul hastalar ve doktorlar oldu. Dünyada başarısını kanıtlamış, doktorların bu kadar horlandığı, emekli doktorlarının unutulduğu başka bir ülke bulamazsınız. Uykudaki mağdurlar hele bir fark edebilse, bir fark etse!

Yayın Tarihi: 21/05/2017

DiyalizHaber

Diyalizden Haberiniz Olsun

www.diyalizhaber.net © 2016  Edited&Designed by PEGASUS