top of page
RÖPORTAJ KONUSU: HEMODİYALİZ İÇİN DAMAR YOLU
 
Röportaj Konuğu: Doç. Dr. Cemal Kocaaslan
Röportaj Yapan: Mesut Kösem

DİYALİZHABER: Cemal Hocam hoşgeldiniz. Öncelikle DiyalizHaber ile röportajı kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. İlk olarak sizi tanıyalım. Tıp eğitiminden Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanlığına uzanan mesleki yolculuğunuz nasıl başladı?

Doç. Dr. Cemal Kocaaslan: Hoşbuldum. Bu fırsatı verdiğiniz için ben de teşekkür ederim. 1998 yılında Darüşşafaka Lisesinden, 2004 yılında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Kalp ve Damar Cerrahisi ihtisasımı Dr. Siyami Ersek Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yaptım. Aynı hastanede üç yıl uzman hekim olarak çalıştıktan sonra 2016 yılında İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Şehir Hastanesine geçtim ve hâlen aynı kurumda çalışmaktayım.

DİYALİZHABER: Kalp ve Damar Cerrahisi içinde özellikle damaryolu cerrahisine yönelmenizin nedeni ne oldu? Sizi bu alana çeken özel bir deneyim yaşadınız mı?

Doç. Dr. Cemal Kocaaslan: Benim özellikle damar yolu cerrahisine yönelmemin nedeni, Siyami Ersek Hastanesi’nde çalıştığım ekibin bu ameliyatları yapıyor olmasıydı. Beni bu alana çeken özel bir deneyimden ziyade, damar yolunun diyaliz hastaları için gerçekten bir hayat yolu olduğunu asistanlık yıllarımda anlamıştım.

DİYALİZHABER: Bugün geriye baktığınızda, meslek hayatınızda damaryolu cerrahisinin nasıl bir yer tuttuğunu düşünüyorsunuz? Yaklaşık kaç damar yolu operasyonu gerçekleştirdiniz?

Doç. Dr. Cemal Kocaaslan: Bugün geriye baktığımda, damar yolu cerrahisinin bana çok şey öğrettiğini düşünüyorum. Bir cerrah olarak bir probleme hem cerrahi hem de endovasküler yollarla, yani hibrit yöntemlerle yaklaşmayı öğrendim. Meslek hayatımın büyük bölümünde damar yolu cerrahisi ve endovasküler işlemleriyle ilgilendim. Tahmini bir rakam vermek gerekirse, üç binin üzerinde ameliyat ve beş yüzün üzerinde anjiyo işlemi yapmışımdır.

 

DİYALİZHABER: Hemodiyaliz hastası açısından iyi bir damar yolu neden bu kadar önemli? Başarılı bir AV fistül hastanın yaşamını ve diyaliz tedavisini nasıl etkiliyor?

Doç. Dr. Cemal Kocaaslan: İyi bir damar yolu aslında gerçekten bir hayat yoludur. Diyaliz teknolojisi çok ileri bir noktaya geldi ve diyalize bağlı hastaların yaşam süreleri uzadı. Burada yaşam süresinin uzunluğunu veya kısalığını belirleyen en önemli etmenlerden biri sağlıklı bir damar yolunun olmasıdır. Başarılı bir AV fistül adeta hastanın kalbi gibidir; fistülü çalışıyorsa kalbi de atıyordur.

DİYALİZHABER: Bir AV fistül oluştururken cerrahın dikkat etmesi gereken en önemli noktalar nelerdir? Başarıyı belirleyen faktörler sizce hangileri?

Doç. Dr. Cemal Kocaaslan: Cerrahın en fazla dikkat etmesi gereken şeyin, ultrason kullanarak doğru planlama yapması olduğunu düşünüyorum. Ardından, ilerleyen dönemde kullanılabilecek damar yolu seçeneklerini engellemeyecek yöntemlerin tercih edilmesi önemlidir. Günlük pratikte zor olsa da belki de bu hastaların 3-6 aylık veya yıllık aralıklarla muayene edilmesi ve cerrah tarafından ultrasonla takip edilmesi uygun olabilir.

DİYALİZHABER: Radiosefalik, brakiosefalik ve bazilik ven transpozisyonu gibi seçenekler arasında karar verirken hangi kriterleri göz önünde bulunduruyorsunuz?

Doç. Dr. Cemal Kocaaslan: Hastaya ameliyat seçeneklerini planlarken “Life plan”, yani yaşam beklentisi ve genel kondisyonunu göz önünde bulunduruyorum. Ayrıca, mümkün olduğunca hastalarda elin en uç noktasından başlayarak operasyonları planlıyorum.

DİYALİZHABER: Diyaliz hastalarında damar yolu başarısızlığının en sık nedenleri nelerdir? Cerrahi teknik mi, hasta özellikleri mi, yoksa diyaliz sürecindeki uygulamalar mı daha belirleyici?

Doç. Dr. Cemal Kocaaslan: Aslında saydığınız tüm kriterler başarısızlığın ana belirleyicileri. Fakat bizim gözümüzden, yani cerrah gözüyle baktığımızda, başarısızlıktaki en önemli etmenin yetersiz veya eksik planlama olduğunu düşünüyorum. Bu hastalarda ultrason kullanımının çok gerekli ve vazgeçilmez olduğunu, özellikle ameliyatı yapacak cerrahın hastayı bizzat kendisinin ultrason ile incelemesinin başarısızlığı en aza indireceğini düşünüyorum.

DİYALİZHABER: “İlk fistülün doğru yerde ve doğru teknikle yapılması” neden bu kadar önemli? İlk operasyonun sonraki damar yolu seçeneklerini nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?

Doç. Dr. Cemal Kocaaslan: Çünkü ortaya çıkabilecek başarısızlık hem hastada demotivasyona neden oluyor hem de hasta, sınırlı sayıdaki damar yolu seçeneklerinden birini tüketmiş oluyor. Bu nedenle biz cerrahların, hastaların ameliyatlarını planlarken ultrason cihazını kullanması çok önemlidir.

DİYALİZHABER: Damar yolu oluşturulduktan sonra cerrahın, nefroloğun, diyaliz hemşiresinin ve hastanın iş birliği ne kadar önemli? Sizce bu ekip çalışmasında en fazla aksayan nokta nedir?

Doç. Dr. Cemal Kocaaslan: Bu tarz kronik hastalıklarda sağlık çalışanları arasındaki iş birliği çok önemli ve bu konuda en fazla aksayan noktanın, hastaların kendisi olduğunu düşünüyorum. Hastanın kendisindeki bu aksama ve demotivasyon zamanla sağlık çalışanlarına da sirayet ediyor.

DİYALİZHABER: AV fistüllerde stenoz, tromboz, anevrizma ve yüksek debi gibi sorunlarla ne sıklıkla karşılaşıyorsunuz? Bu komplikasyonların önlenmesinde neler yapılabilir?

Doç. Dr. Cemal Kocaaslan: Bu tarz komplikasyonlarla orta sıklıkta karşılaşıyoruz diyebilirim. Bunların önlenmesi için hastanın kalp ve damar cerrahları tarafından daha yakın takip edilmesi ve ultrason incelemelerinin yapılması faydalı olabilir. Diyaliz sırasında da iğne girişlerinin doğru tekniklerle yapılması gerekir. Biz cerrahların, brakiyal arter ile AV fistül oluştururken anastomozumuzu gayet küçük, 3-4 mm olacak şekilde yapmamızın çok önemli olduğunu düşünüyorum.

DİYALİZHABER: Özellikle yüksek debili AV fistüllerin kalp üzerine etkileri konusunda ne düşünüyorsunuz? Hangi hastalarda daha dikkatli olunması gerekir?

Doç. Dr. Cemal Kocaaslan: AV fistül cerrahisi öncesinde bir miktar kalp yetmezliği olan hastalarda ve brakiyal arter ile yapılan geniş anastomozlu fistüllerde, ilerleyen zamanlarda kalp yetmezliği bulguları görülebiliyor. Rutin bir EKO tetkiki yerine, ben hastanın klinik durumuna göre kalp yetmezliği skorlamasına bakarak bu ameliyatları planlıyorum. Öncesinde kalp yetmezliği kliniği olan bir hasta varsa, daha distalden, radial arter ile bir fistül oluşturmaya çalışıyorum. Bir de debi ölçümlerinin maalesef doğru yöntemlerle yapıldığını düşünmüyorum. Yüksek debisi olmayan bir fistül bile yanlış ölçümler yapıldığında yüksek debili gibi raporlanabiliyor. Debi ölçümlerinin anastomoz öncesi brakiyal arterden yapılması gerektiğini vurgulamak isterim.

DİYALİZHABER: Diyaliz hastalarının damarlarının yıllar içerisinde tükenmesi önemli bir sorun. Sizce damar yolu planlaması hastanın ilk diyaliz gününden itibaren nasıl yapılmalı?

Doç. Dr. Cemal Kocaaslan: Burada en önemli şeyin “Life plan”, yani beklenen yaşam ömrü olduğunu düşünüyorum. Hastaların yaşam beklentisine göre, muhakkak olabilecek en uç noktadan başlayarak fistül ameliyatlarının planlanması gerektiğini düşünüyorum.

 

DİYALİZHABER: Türkiye'de damar yolu cerrahisinin mevcut durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Eğitim, cerrahi deneyim, merkezler arasındaki uygulama farklılıkları ve multidisipliner çalışma açısından hangi sorunları görüyorsunuz?

Doç. Dr. Cemal Kocaaslan: Türkiye'de damar yolu cerrahisinin son yıllarda kalp ve damar cerrahları tarafından daha fazla önemsendiğini düşünüyorum. Hem bizim kalp ve damar cerrahisi derneklerimiz hem de nefroloji derneklerinin bu konuların üzerine daha fazla eğilmeye başladığını düşünüyorum. Bütüncül bir yaklaşımla baktığımda, bu hasta grubu için en önemli sağlık sorunlarından birinin, tüm sağlık hizmeti sunanlar açısından bir miktar yetersiz eğitim olduğunu düşünüyorum.

DİYALİZHABER: Meslek hayatınız boyunca sizi en çok etkileyen bir damar yolu vakasını veya hastanızı bizimle paylaşır mısınız? Bu vaka size mesleğiniz açısından ne öğretti?

Doç. Dr. Cemal Kocaaslan: Beni en çok etkileyen hasta, bir poliklinik gününde altı yaşındaki oğluyla gelen bir erkek hastaydı. Hastanın muayenesini bitirdikten sonra oğlu bana, “Ben büyüyünce böbreğimi babama vereceğim.” dedi. O an ben dâhil odadaki herkes çok duygulanmıştı. Hastanın ameliyatını çok yüksek bir özen ve titizlikle yapmıştım ve o anı ömrüm boyunca hiç unutmadım. Bu vaka bana, her hastanın aslında bir hikâyesinin olduğunu ve bu hikâyeye ucundan köşesinden dâhil olan biz cerrahların, bu hikâyedeki rolümüzü çok iyi oynamamız ve ameliyat başarısı için elimizden gelen çabayı göstermemiz gerektiğini öğretti.

DİYALİZHABER: İşiniz dışında neler yaparsınız, hobileriniz nelerdir?

Doç. Dr. Cemal Kocaaslan: Yaz dönemlerinde zıpkınla balık yakalıyorum. Masa Tenisi konusunda da çok istekli bir amatör oyuncuyumdur, sıklıkla her Salı akşamında hastanemizde masa tenisi oynarız.

DİYALİZHABER: Son olarak, sizi tanımak isteyen DiyalizHaber okuyucularına kendinizi nasıl anlatırsınız? Bundan sonraki dönemde damaryolu cerrahisi alanında gerçekleştirmek istediğiniz çalışmalar veya hedefleriniz neler?

Doç. Dr. Cemal Kocaaslan: Kendimi sloganımla anlatmak isterim: “Damar yolu hayat yoludur.” Bundan sonraki dönemde de en büyük hedefim, öğrendiğim ve edindiğim bilgi birikimi benden sonra gelecek meslektaşlarıma aktarmaya çalışmak. Bu anlamda, hemodiyaliz alanında hizmet veren tüm sağlık çalışanlarına yönelik bilgim ve becerim dâhilinde eğitimler yapmayı planlıyorum.

DİYALİZHABER: Cemal Hocam bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim. Mesleki hayatınızda başarılarınızın devamını dilerim.

                                                                            Yayın Tarihi: 20/08/2026

Yorumlar

Fikirlerinizi Paylaşınİlk yorumu siz yazın.
bottom of page