
RÖPORTAJ KONUSU: EV HEMODİYALİZİ
Röportaj Konuğu: Eren Aydemir
Röportaj Yapan: Mesut Kösem
DİYALİZHABER: Bugün röportaj konumuz Ev Hemodiyalizi ve konuğumuz Eren Bey. Eren Bey öncelikle bizimle röportajı kabul ettiğiniz ve hastalarımızla tecrübelerinizi paylaşacağınız için şimdiden DiyalizHaber olarak teşekkür ederiz.




DİYALİZHABER: Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Eren Aydemir: Ben Eren Aydemir 35 yaşındayım. Sınıf öğretmeni olarak çalışıyorum. 6 yıldır diyaliz hastasıyım. Böbrek yetmezliğine sebep olan faktörler idrar yolunda kapakçık ve nörojenik mesane. Bir gün genel tahlil verdiğimde böbreklerimin bittiğini öğrendim. Diyalize başlamam gerektiğini duyunca hiç diyalize girmeden böbrek nakli oldum. 6 ay sonra ortada bir sebep yokken (en azından bana söylenmeyen) böbrek red oldu ve diyalize başladım. İlk diyalize gireceğimi öğrendiğim andan itibaren şartlarımı ve sağlığımı ön plana koyarak araştırmaya başladım. Yaptığım araştırmalar neticesinde Ev Hemodiyalizine karar verdim. Ve vakit kaybetmeden Ev Hemodiyalizi hizmeti veren Kocaeli İzmit Daviva Diyaliz Merkezi ile iletişime geçtim. 3 ay kadar süren eğitim sonucunda Ev Hemodiyalizi’ne başladım. Yaklaşık 5 buçuk yıldır ev hemodiyalizi yapmaktayım.
DİYALİZHABER: Merkezde diyalize girmek yerine ev hemodiyalizini tercih etmenizdeki ana kırılma noktası ne oldu?
Eren Aydemir: Şu an çocukluk hayalim olan öğretmenlik mesleğini yapmaktayım. Diyalize başlamadan önce yaklaşık 4 yıllık bir öğretmendim. Sonra diyalize başlayacağımı öğrendiğimde herkes gibi büyük bir yıkım yaşadım. Sağ olsun eşim bu konuda çok büyük destekçim oldu. Fakat ben mesleğimi çok seviyorum, ama şimdi nasıl olacak sorularıyla eşimle araştırmalara başladık. Aslında Ev Hemodiyalizini tercih etmemizin en büyük etkeni mesleğime devam edebilme umuduydu. Şükür Ev Hemodiyalizi sayesinde mesleğime devam edebiliyorum. Elbette bu kararı alırken çekincelerim oldu. Ama insan bir umut ile yaşarmış. Bende mesleğe devam edebilme umuduyla bu kararımı aldım.
DİYALİZHABER: Evde diyaliz tedavisine geçmeden önce nasıl bir eğitim sürecinden geçtiniz? Tek başınıza yapabileceğinize dair özgüveni kazanmanız ne kadar zamanınızı aldı?
Eren Aydemir: Ben Ev Hemodiyalizini isteyerek hatta çok isteyerek eğitimlere başladım. Bu yüzden özgüvenimi her zamankinden daha çok kazanmış, onu umutla beslemiştim. Diyaliz merkezi ile iletişime geçtikten sonra doktor ve hemşirelerin kontrolünden sonra "Yapabilir" onayı aldım. Artık eğitimlerimiz başlamıştı. Eğitimlerde sizi bir diyaliz hemşiresi gibi sürece hakim olabilecek bilgilerle hazırlamaktalar. Makine alarm verdiğinde nasıl çözüm üretilebilir? Damar yolunu nasıl koruyabilir ve girebiliriz? gibi konularda eğitimler veriyorlar. Doktor sizi o yeterliliğe ulaştığınıza kanaat getirdiğinde, evde hemodiyalize başlayabiliyorsunuz. Tabii hayatımda çalkantılar oldu. İniş çıkışlar oldu. Ama hiç bir zaman yapamayacağımı düşünmedim. Tam özgüvenimi ise diyalize iyice alıştıktan, o alışkanlığı kazandıktan sonra kazandım diyebilirim. Bu süre ise 1 yılı buldu.
DİYALİZHABER: Bize evdeki diyaliz seansınızın bir gününü anlatabilir misiniz? Hazırlık aşamasından cihazın kapatılmasına kadar süreç nasıl işliyor?
Eren Aydemir: Bu soruyu iki ayrı cevap olarak cevaplamak istiyorum.
1) Şu an yaptığım şekliyle gece seansından bahsetmek istiyorum;
Akşam 11 gibi diyaliz makinesinin düğmesine basarak süreci başlatmış oluyorum. Yaklaşık 20 dakika kadar makinenin setlenmesi, makinenin teste alınması gibi hazırlık süreci ile geçiyor. Hazırlık süreci başarılı geçtikten sonra, bu seferde şu an kalıcı katater ile diyalize girdiğim için vücudu diyalize hazırlama sürecim oluyor. Bu süreçte de katater giriş yerine pansuman yaparak, katater lümenlerini diyalize hazırlayarak geçiyor. Bu da yaklaşık 10 dakikamı alıyor. Saat 23.30 gibi artık diyalizim başlamış oluyor. İlk 10 dakika rutin bir şekilde stabil ilerlerse diyaliz süreci olan 8 saat o denli rutin, güzel ve stabil geçiyor. O yüzden bir 10 dakika daha makine kontrolü ile geçiyor. Saat 23.40'ta artık uyku için hazırım. Sabah 07.30 da makine alarmı ile gözlerimi açıyorum. Diyalizden çıkış süreci başlamış oluyor. O da yaklaşık 10 dakika sürüyor. Ve saat 07.40 itibariyle günlük yaşantıma başlıyorum.
2) Birde öğleden sonra başlattığım zaman dilimi için cevaplamak istiyorum;
Okuldan çıkıp eve geldiğimde saat 15.30 oluyor. Ve hemen diyaliz sürecini başlatıyorum. Üstümü değiştirip makine hazırlığı sonucunda saat 15.50 oluyor. Öğlen seansını yaptığım zamanlar fistül kullandığım zamanlar oluyor. Çünkü gece uyurken kolumu sabit tutamıyorum. Koluma ve fistüle zarar vermekten korktuğum için bu saatleri tercih ediyorum. İğne girişlerimi yapıp diyalizi başlattığımda saat 16.00 oluyor. Sonra dinlenme, kitap okuma, birşeyler izleme, yemek yeme gibi evde nasıl vakit geçiriliyorsa bende o şekilde vakit geçiriyorum. Eğer kan değerlerim güzel çıkmışsa doktor onayı ile o seansı bu sefer 7 saat yapıyorum. Saat 23.00 gibi diyalizi bitirme sürecim başlıyor. İğneleri çıkarıp kanamanın durmasını bekliyorum. Yaklaşık olarak saat 23.10 da bütün diyaliz sürecim bitmiş oluyor.
DİYALİZHABER: Ev hemodiyalizi yapmak günlük rutininizi, iş veya sosyal hayatınızı nasıl etkiledi? Merkez diyalizine kıyasla size nasıl bir özgürlük alanı tanıdı?
Eren Aydemir: Ev Hemodiyalizi ile hayatın planı elime geçti. Biz diyaliz hastalarının en önemli sorunlarından biri de zaman yönetimidir. Maalesef merkez diyalizlerinde belli bir zaman dilimlerinde orada olmanız gerekmektedir. Haftada 3 gün 4’er saat. Bu da toplamda 12 saat yapar. Merkeze gitmesi gelmesi derken bu en iyimser hesapla 18 saati bulabilir. Bu da haftada bir günün kaybolması demek. Acil bir işin çıksa diyelim, hayır tabii ki çıkmaması için dua edersin. Çünkü merkeze gittiğin gün ve saatler bellidir. Birde çalışıyorsan gel bunu patrona anlat!
Ev Hemodiyalizi ile işin mi çıktı git hallet. İki saat diyalizi geç başlat ya da bir gün ertele. İşte mi çalışıyorsun işten sonra gel diyalizini başlat. Kısaca Ev Hemodiyalizi ile hayatımı yönetmek bende kaldı. Bu da hastalık psikolojisini çok olumlu bir yönde etkiledi.
DİYALİZHABER: Evdeki tıbbi ekipmanların kurulumu ve hijyen takibi gözünüzü korkuttu mu? Ev ortamını bir "klinik" gibi hissetmeden bu düzeni nasıl kurdunuz?
Eren Aydemir: Açıkçası önceliğimiz hayatımın ve sağlığımın rutin şekilde ilerlemesini sağlamak olduğu için ekipmanlar yada hijyen takibi gözümü korkutmadı. Bunları hayatımın bir parçası olarak ayarladık. Evim için şöyle bir anekdot paylaşmak isterim. Ev Hemodiyalizine başladığımda kiralik evde oturuyordum. Bu süre yaklaşık 2 yıl kadar sürdü. Daha sonra ev alma durumum oluştu. İşte artık herşeyin farkında ne istediğimizi biliyorduk. Örneğin su sistemlerini kamufle etmek için ebeveyn banyosu tercih ettik. Bu tarz tercihlerle bir klinik ortamından çok ev ortamını devam ettirdik.
DİYALİZHABER: İğne girişleri (kanülasyon) yaparken veya cihaz alarm verdiğinde ilk zamanlar panik yaşadınız mı? Bu tür teknik/pratik zorluklarla nasıl başa çıkıyorsunuz?
Eren Aydemir: Tabii ki de yaşadık. Fakat vazgeçmedik. Ötmesin nolur diye dua ettiğimiz zamanlarda oldu, alarm verdiğinde bakmadan tahmin ettiğimiz anlarda oldu. Açıkçası bu paniği deneyimleyerek aşmaya çalıştık. Örneğin bir diyaliz seansı sırasında acaba şuna bassak ne olur, şöyle yapsak ne olur? sorularına kontrollü şekilde basarak öğrendik. Aradan geçen 5 buçuk yılda çok yol kat ettik fakat hala nadirde olsa o paniği yaşadığımız zamanlar oluyor.
DİYALİZHABER: Ev hemodiyalizine geçtikten sonra kendinizde fiziksel olarak nasıl değişimler gözlemlediniz?
Eren Aydemir: Ev Hemodiyalizi sayesinde kontrollü bir şekilde herşeyi tüketebiliyorum. Ev Hemodiyalizi neredeyse Kadavra Nakli kadar sağlık açısından güzel bir tedavi. Kullandığım ilaç yok. Tansiyon düşmesi sorunu yok. Yan hastalık oluşumu yok. Kalp yorulması yok. Tüm bu sebeplerden dolayı vücutta yorgunluk da yok. Örneğin sabah diyaliz seansı bittikten sonra okuluma dersime gidip tüm gün enerjik bir şekilde dersimi anlatabiliyor, hayatın içinde yer alabiliyorum. Açıkçası yeme içme konusunda beni tek zorlayan kısım sıvı tüketimidir. Sıvı vücudumuzda kaldığı için kısıtlı tüketmek en faydalısıdır. Tek kendimi kısıtladığım yer burası oluyor. Onun dışında tekrardan doğmuş gibi hissediyorum.
.




DİYALİZHABER: Bu yöntemin psikolojik olarak üzerinizdeki yükü hafiflettiğini söyleyebilir misiniz? Kendinizi "hasta" gibi hissetme durumunuzda bir değişim oldu mu?
Eren Aydemir: Olmaz olur mu? Hatta arada hastalığı unuttuğum zamanlar bile oldu. Tabi bu anların sonunda sanki hastalığa yeniden başlıyor gibi hissettiğim oluyor. Ama günün sonunda psikolojik olarak hastayım evet ama engelim yok çok şükür.
DİYALİZHABER: Ailenizin veya evdekilerin bu sürece yaklaşımı nasıl oldu? Yakınlarınızdan destek alıyor musunuz, yoksa süreci tamamen kendiniz mi yönetiyorsunuz?
Eren Aydemir: Benim gibi herkes çok şaşkındı. Çünkü hayat hiç beklemediğimiz yerden vurmuştu. Ama binlerce kez şükür eşimin ve ailemin desteği ile yerden kalkmayı başarabildik. Başlarda herkes gibi çok zorlandık. İlk iş olarak ise kabullenip şimdi ne yapabilirize cevaplar arayarak doğrulduk. Ev Hemodiyalizinde ise en büyük destekçim eşim oldu. Sağolsun kendisi de çok çabaladı. Her zaman yanımda durdu. Seansları birlikte başlattık, birlikte bitirdik. Zor oldu ama çok yol kat ettik. İyi ki varlar.
DİYALİZHABER: Acil bir durumda veya aklınıza bir soru takıldığında sağlık ekibinize/doktorunuza ulaşım süreciniz nasıl işliyor? Kendinizi güvende hissediyor musunuz?
Eren Aydemir: Evet kendimi aşırı güvende hissediyorum. Bağlı bulunduğum merkezdeki doktor ve hemşireler her an yanımda hissiyatını veriyorlar. Örneğin ilk evde diyalize başladığım zamanlarda iğne girişimi yapamıyordum. Geri kalan her eğitimi başarıyla tamamlamıştım. Pandemi zamanıydı. Doktorum da bir an önce evde başlamamı çok istiyordu. Ve beni eve çıkarttı. İğne girişlerim için bir hemşire görevlendirdi ve her diyaliz başlangıcında hemşire evime gelip iğneleri girip gidiyordu. Bu süreç yaklaşık 1,5 ay kadar sürdü. Hiç ısrarcı olmadılar. Kendimi çok rahat hissettirdiler. Zamanı gelince iğne girişlerini de başarmıştım. Şunu biliyorum ki; doktorum, hemşirem ve teknisyen herkes bana bir telefon kadar uzağımdalar. Herkesin telefonu bende mevcut. En ufak bir sorun da dahi gönül rahatlığıyla onları arayabiliyorum. Var olsunlar.
DİYALİZHABER: Giderler ve lojistik (malzeme temini, elektrik/su kullanımı vb.) açısından evde bu tedaviyi yürütmenin zorlukları var mı?
Eren Aydemir: Devlet makineler, su sistemleri, malzemeler dahil olmak üzere herşeyi karşılıyor. Bu anlamda cebimden 1 lira dahi çıkmıyor. Elektrik ve su kullanımına gelecek olursak su kullanımında oturduğum belde de suda yüzde 25 engelli indirimi var, ondan faydalanıyorum. Elektrik kullanımında maalesef hiçbir indirim söz konusu değil. İnanıyorum ilerleyen zamanlarda bu konu üzerinde de çalışmalar yapılacaktır. Ekonomik olarak ise elektrik ve suda aylık 600 lira civarı ekstra faturalara yansıma oluyor. Onun dışında dediğim gibi herşey karşılanıyor. Malzemelerin eve temini konusunda ise her ay kullandığım kadar malzeme, diyaliz merkezi tarafından kapıma kadar getiriliyor.
DİYALİZHABER: Şu an merkez diyalizine giren ve ev hemodiyalizinden korkan/çekinen hastalara ne söylemek istersiniz?
Eren Aydemir: İmkanı olan herkesin kendine bu iyiliği yapmaya hakkı olmalı. Çünkü hayatın elinde değil, hayat senin elinde oluyor. Sağlığın stabil bir şekilde ilerliyor. Yeme-içme konusunda kararınca kısıtlama olmadan yiyebiliyorum. Zamanımı kendim planlayabiliyorum. Evde olduğum için aileme, evime daha çok vakit ayırabiliyorum. Ve bunları söylerken hiçbir güzelleme yapmak için söylemiyorum; gerçekler bunlar. O yüzden imkanı olan tüm kaderdaşlarıma kendilerine bu şansı tanımalarını istiyorum.
DİYALİZHABER:Son olarak, bu tedavi yöntemiyle birlikte geleceğe ve organ nakli sürecine bakışınız nasıl değişti?
Eren Aydemir: Bütün bu söylemlerimden şunun çıkmasını istemem; nakile gerek yok Ev Hemodiyalizi var. Böbrek yetmezliğinde son safha olan diyalize başladığınızda en sağlıklı çözüm; böbrek naklidir. Eğer böbrek nakli olma şansınız varsa muhakkak önceliğiniz bu olmalıdır. Fakat nakil olma durumunuz yoksa yapılan araştırmalar da gösteriyor ki nakilden sonra en stabil ve sağlıklı tedavi yöntemi Ev Hemodiyalizidir.
DİYALİZHABER: Bu güzel röportaj için teşekkür ederiz. Sağlıklı yarınlar diliyorum.
Yayın Tarihi:18/08/2026




Çok bilgilendirici ve içten bir röportaj olmuş. Çok teşekkürler...