
RÖPORTAJ KONUSU: DİYALİZ TEKNİKERİ OLMAK
Röportaj Konuğu: Diyaliz Teknikeri Merve Öztekin
Röportaj Yapan: Mesut Kösem
DİYALİZHABER: Bugün DiyalizHaber’de röportaj konuğumuz Diyaliz Teknikeri Merve Öztekin. Öncelikle bizimle röportajımızı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Merve Hanım sizi kısaca tanıyabilir miyiz?




Merve Öztekin: Ben Merve Öztekin. Sağlık sektöründe yaklaşık 20 yıldır çalışıyorum. Diyaliz teknikeriyim ve meslek hayatımın önemli bir bölümünü diyaliz alanında geçirdim. Halen Çamlıca Medicana Hastanesi Hemodiyaliz Ünitesi’nde sorumlu tekniker yardımcılığı görevini yürütüyorum. Bunun yanında klinik eğitim hemşireliği ve hasta iletişimi konusunda da deneyim kazandım. Sağlık yönetimi alanında lisans ve yüksek lisans eğitimlerimi tamamladım. Mesleğimde benim için en önemli şey, hastaya yalnızca bir tedavi sürecinin parçası olarak değil, bütüncül olarak yaklaşabilmektir.
DİYALİZHABER: Diyaliz teknikeri olmaya nasıl karar verdiniz? Bu mesleği seçmenizde ne etkili oldu?
Merve Öztekin: Sağlık sektöründe insanlarla birebir iletişim kurabileceğim, aynı zamanda teknik bilgi ve dikkat gerektiren bir meslek yapmak istiyordum. Diyaliz teknikerliği bana bu iki alanı bir arada sunuyordu. İlk başlarda mesleğin teknik yönü ilgimi çekmişti ancak zaman içerisinde hastalarla kurduğumuz ilişkinin mesleğin en önemli taraflarından biri olduğunu fark ettim. Diyaliz hastalarıyla haftada birkaç kez, uzun yıllar boyunca karşılaşıyorsunuz. Bu nedenle onları sadece tedavi sırasında değil, hayatlarının önemli bir bölümünde tanıma fırsatınız oluyor.
DİYALİZHABER: Bir diyaliz teknikerinin sıradan bir çalışma günü nasıl geçiyor? Seans öncesinden seans sonrasına kadar neler yapıyorsunuz?
Merve Öztekin: Gün aslında hastalarımız gelmeden önce başlıyor. Öncelikle cihazların, tedavi alanının ve kullanılacak malzemelerin kontrollerini yapıyoruz. Cihazların tedaviye hazır olduğundan emin olmak, gerekli hazırlıkları tamamlamak ve seans öncesinde oluşabilecek herhangi bir problemi fark etmek önemlidir.
Hastalar geldiğinde ise işin sadece teknik kısmı başlamıyor; aslında iletişim de tedavinin önemli bir parçası oluyor. Diyaliz hastalarımızı düzenli ve uzun yıllar boyunca gördüğümüz için çoğunu yakından tanıyoruz. Hastanın o gün nasıl olduğunu sormak, kendisini nasıl hissettiğini anlamaya çalışmak, normalden farklı bir durum varsa fark etmek bizim için çok önemlidir.
Tedavi sırasında hem cihazın parametrelerini hem de hastanın genel durumunu sürekli takip ediyoruz. Bazen hastanın söylediği küçük bir şikâyet ya da davranışındaki bir değişiklik, teknik bir kontrolden çok daha önemli bir ipucu olabiliyor.
Seans sonunda tedaviyi güvenli şekilde sonlandırıyor, gerekli kontrolleri yapıyor ve cihazı bir sonraki seansa hazırlıyoruz. Ama günün önemli bir kısmı aslında hastayla kurduğumuz iletişimden oluşuyor. Çünkü diyalizde hastalarımızı haftada birkaç kez ve yıllarca gördüğümüz için aramızda zamanla bir güven ve bağ oluşuyor. Bu nedenle bizim işimiz sadece cihazı doğru çalıştırmak değil; hastayı tanımak, gözlemlemek, dinlemek ve kendisini güvende hissetmesini sağlamaktır.
DİYALİZHABER: Diyaliz teknikerinin hasta güvenliği açısından en önemli sorumlulukları sizce nelerdir?
Merve Öztekin: Bence en önemli konu dikkat ve sürekli gözlemdir. Diyaliz sırasında küçük bir değişiklik bile önemli olabilir. Cihazın alarmlarının doğru değerlendirilmesi, damar erişiminin kontrolü, tedavi parametrelerinin takip edilmesi ve hastanın genel durumundaki değişikliklerin fark edilmesi çok önemlidir.
Ayrıca enfeksiyon kontrolü ve doğru çalışma teknikleri hasta güvenliğinin temel unsurlarındandır. Bir teknikerin “Ben sadece cihazdan sorumluyum” şeklinde düşünmemesi gerektiğine inanıyorum. Hastanın güvenliği bir ekip işidir ve tekniker bu ekibin çok önemli bir parçasıdır.
DİYALİZHABER: Hastalarla uzun süre ve düzenli olarak iletişim halinde olmak mesleğinizi nasıl etkiliyor? Hastalarla aranızda zaman içinde nasıl bir bağ oluşuyor?
Merve Öztekin: Diyalizde hastalarımızı uzun yıllar boyunca görüyoruz. Bu nedenle zamanla aramızda sadece sağlık çalışanı-hasta ilişkisini aşan, güvene dayalı bir bağ oluşabiliyor.
Hastanın o günkü ruh halini, normalinden farklı olduğunu çoğu zaman konuşmadan bile fark edebiliyorsunuz. Bazen bir hastanın “Bugün biraz kötüyüm” demesine gerek kalmadan bunu yüz ifadesinden anlayabiliyorsunuz.
Ama bu bağın bir başka tarafı da var. Hastalarımızın kayıplarına da tanık oluyoruz. Yıllarca birlikte olduğunuz bir hastayı kaybetmek mesleğin en zor taraflarından biridir. Bu nedenle diyaliz teknikerliği teknik olduğu kadar duygusal dayanıklılık da gerektiren bir meslektir.
DİYALİZHABER: Diyaliz sırasında gelişebilecek acil durumlarda teknikerin rolü nedir? Kendinizi bu tür durumlara ne kadar hazırlıklı hissediyorsunuz?
Merve Öztekin: Teknikerin öncelikle acil durumu hızlı fark etmesi ve doğru şekilde müdahale sürecini başlatması gerekir. Cihaz alarmlarının değerlendirilmesi, tedavinin güvenliğinin sağlanması ve hastanın durumundaki değişikliklerin hemen hekime bildirilmesi çok önemlidir.
Acil durumlarda ekip çalışması gerçekten belirleyicidir. Bu nedenle eğitimlerin sadece teorik değil, mümkün olduğunca uygulamalı ve tekrarlı olması gerektiğini düşünüyorum. Acil durumda insanın ne yapacağını bilmesi kadar, bunu panik yapmadan uygulayabilmesi de önemlidir.
DİYALİZHABER: Diyaliz teknikerleri hekim ve hemşirelerle nasıl bir ekip çalışması yürütüyor? Görev ve sorumluluk paylaşımında sorun yaşanıyor mu?
Merve Öztekin: Diyaliz multidisipliner bir ekip çalışmasıdır. Hekim, hemşire ve tekniker birbirinden bağımsız düşünülemez. Her meslek grubunun kendi görev ve sorumlulukları var ancak ortak noktamız hastanın güvenliği ve tedavisinin doğru şekilde sürdürülmesi.
İyi iletişim olduğunda iş çok daha sağlıklı ilerliyor. Zaman zaman görev sınırlarının veya sorumlulukların yanlış anlaşılması gibi sorunlar yaşanabiliyor. Bunun çözümünün ise açık iletişim, görev tanımlarının net olması ve herkesin birbirinin emeğine saygı duyması olduğunu düşünüyorum.
DİYALİZHABER: Çalışma şartlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz? İş yükü, çalışma saatleri ve personel sayısı açısından en büyük sorunlar neler?
Merve Öztekin: Diyaliz fiziksel ve zihinsel olarak yorucu bir alan. Uzun süre ayakta kalmak, yoğun tempo, hasta sayısı, cihaz takibi ve sürekli dikkat gerektiren bir ortam söz konusu.
Personel sayısının yeterli olması burada çok önemlidir. Çünkü diyalizde “bir kişi daha az olsa da idare ederiz” yaklaşımı hasta güvenliği açısından doğru değil. Her hastanın ve her seansın dikkatle takip edilmesi gerekiyor.
Çalışma saatlerinin ve iş yükünün de çalışanların uzun vadede mesleki motivasyonunu ve performansını etkilediğini düşünüyorum.
DİYALİZHABER: Diyaliz makinelerinin teknolojik olarak gelişmesi teknikerlerin işini kolaylaştırdı mı, yoksa yeni sorumluluklar mı getirdi?
Merve Öztekin: Kesinlikle bazı açılardan kolaylaştırdı. Yeni nesil cihazlarda güvenlik sistemlerinin gelişmesi, alarmların daha ayrıntılı olması ve bazı işlemlerin otomatikleşmesi tekniker açısından önemli avantajlar sağlıyor.
Ancak teknoloji geliştikçe teknikerin sorumluluğu da değişiyor. Artık sadece cihazı kullanmayı bilmek yeterli değil; cihazın verdiği bilgiyi yorumlayabilmek, olası teknik sorunları fark edebilmek ve teknolojiyi doğru şekilde kullanabilmek gerekiyor.
Yani teknoloji teknikerin yerini almıyor, tam tersine teknikerin bilgi ve yetkinliğini daha önemli hale getiriyor.
DİYALİZHABER: Diyaliz teknikerlerinin mesleki eğitimini ve yeterliliğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Okulda verilen eğitim ile sahadaki gerçekler arasında fark var mı?
Merve Öztekin: Okul eğitimi elbette çok önemli ancak sağlık sektöründeki birçok meslekte olduğu gibi diyalizde de saha deneyimi çok farklı bir boyut kazandırıyor.
Okulda cihazları, temel uygulamaları ve teorik bilgileri öğreniyorsunuz. Ancak gerçek bir hastanın karşısında o bilgiyi kullanmak, hastanın psikolojisini anlamak, beklenmeyen bir durumda doğru karar verebilmek zaman içerisinde kazanılıyor.
Bu nedenle mezuniyet sonrası eğitimlerin, hizmet içi eğitimlerin ve deneyimli çalışanlarla birlikte öğrenmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum.
DİYALİZHABER: Bir diyaliz hastasının tedaviye uyumu konusunda teknikerlerin nasıl bir rolü olabilir?
Merve Öztekin: Tekniker hastayla çok fazla vakit geçirdiği için tedavi uyumunda önemli bir rol üstlenebilir. Hastanın tedaviye neden uyması gerektiğini anlamasına yardımcı olmak, günlük yaşamıyla ilgili doğru bilgileri paylaşmak ve gerektiğinde ekibe gözlemlerini aktarmak önemlidir.
Örneğin sıvı ve beslenme konusunda uyumsuzluk gördüğümüzde hastayı yargılamak yerine nedenini anlamaya çalışmalıyız. Çünkü bazen uyumsuzluğun arkasında psikolojik, sosyal veya ekonomik nedenler olabilir.
DİYALİZHABER: Mesleğinizin toplum tarafından yeterince tanındığını düşünüyor musunuz? İnsanların diyaliz teknikerleri hakkında en büyük yanılgısı nedir?
Merve Öztekin: Hayır, yeterince tanındığını düşünmüyorum. Diyaliz teknikerliği çoğu insan tarafından yalnızca “makineyi çalıştıran kişi” olarak algılanabiliyor.
Oysa tekniker; cihazın güvenli çalışmasından, tedavinin doğru uygulanmasına, hastanın gözlemlenmesinden acil durumların fark edilmesine kadar birçok konuda sorumluluk taşıyor.
Bence toplumda diyaliz teknikerlerinin sağlık ekibindeki yeri konusunda daha fazla farkındalık oluşturulması gerekiyor.
DİYALİZHABER: Diyaliz merkezlerinde teknikerlerin karşılaştığı ancak dışarıdan pek bilinmeyen sorunlar neler?
Merve Öztekin: Dışarıdan bakıldığında diyaliz merkezleri oldukça düzenli ve rutin ilerleyen yerler gibi görünebilir. Ancak aynı hastaları yıllarca takip etmek, onların fiziksel ve psikolojik değişimlerine tanık olmak çalışan açısından ciddi bir sorumluluktur.
Bunun yanında yoğun çalışma temposu, fiziksel yorgunluk, sürekli dikkat gerektiren bir ortam ve zaman zaman duygusal olarak zorlayıcı hasta süreçleri var.
Bir de görünmeyen bir emek var: Hastayı tanımak, normalini bilmek ve normalinden farklı bir şey olduğunda bunu fark etmek. Bu deneyim zaman içerisinde oluşuyor ama dışarıdan kolay görünmüyor.
DİYALİZHABER: Mesleğinizde sizi en çok zorlayan olay veya durum ne oldu? İsterseniz unutamadığınız bir anınızı paylaşır mısınız?
Merve Öztekin: Beni mesleğimde en çok zorlayan şeylerden biri, yıllardır tanıdığınız bir hastanın sağlık durumunun kötüleşmesine veya hayatını kaybetmesine tanık olmak. Diyalizde hastalarımızla yıllarca beraber olabiliyoruz. Onların ailelerini, çocuklarını, hayatlarındaki önemli olayları biliyoruz. Bu nedenle bir süre sonra sadece “hasta” olmaktan çıkıyorlar; hayatınızın bir parçası haline geliyorlar.
Mesleğimiz açısından dikkat çekici bir başka konu da teknikerlere duyulan güvenin zaman içerisinde değişmesi oldu. Özellikle mesleğin ilk dönemlerinde diyaliz ünitelerinde hemşire sayısının daha fazla, tekniker sayısının ise daha az olması nedeniyle teknikerlerin sorumlulukları ve sahadaki rolleri bugünkü kadar belirgin değildi. Bu durum doğal olarak teknikerlere duyulan güvenin de daha sınırlı olmasına neden olabiliyordu.
Zaman içerisinde sahada hemşire sayısının azalması ve diyaliz teknikerlerinin sayısının ve deneyiminin artmasıyla birlikte teknikerlerin üstlendiği sorumluluklar da arttı. Bizler de yıllar içinde deneyim kazandıkça, hastayı tanıma, cihazı yönetme, olası sorunları önceden fark etme ve ekip içerisindeki rolümüzü daha iyi ortaya koyma konusunda kendimizi geliştirdik.
Bunun sonucunda teknikerlere duyulan güvenin de belirgin şekilde arttığını düşünüyorum. Bugün deneyimli bir diyaliz teknikerinin sahadaki bilgi ve gözleminin ekip için ne kadar değerli olduğu çok daha iyi anlaşılmış durumdadır.
Bence bu, mesleğimizin yıllar içerisinde sadece teknik açıdan değil, mesleki saygınlık ve güven açısından da geliştiğini gösteren önemli bir değişimdir.
Ama insanı en çok zorlayan taraf yine de teknik sorunlardan çok, kurduğunuz bu insani bağ oluyor. Yıllarca birlikte olduğunuz bir hastayı kaybetmek, mesleğin en zor taraflarından biri.
DİYALİZHABER: Diyaliz teknikerlerinin özlük hakları, kariyer olanakları ve mesleki gelecekleri konusunda beklentileriniz neler?
Merve Öztekin: Mesleğimizin sağlık sistemi içerisindeki yerinin daha net tanımlanmasını, çalışma koşullarının iyileştirilmesini ve deneyimli teknikerlerin kariyer gelişiminin desteklenmesini isterim.
Özellikle yıllarca sahada çalışan teknikerlerin sadece klinik görevlerle sınırlı kalmaması gerektiğini düşünüyorum. Eğitim, kalite, koordinasyon, yönetim ve hasta güvenliği gibi alanlarda da deneyimlerinden yararlanılabilir.
Mesleki deneyimin karşılığının hem çalışma koşullarında hem de kariyer olanaklarında daha fazla görülmesini bekliyorum.
DİYALİZHABER: İş dışı zamanlarınızda neler yaparsınız, hobileriniz nelerdir?
Merve Öztekin: İş dışında fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Fotoğraf benim için biraz durup etrafı fark etmenin bir yoludur. Seyahat etmeyi, yeni yerler keşfetmeyi, müzik dinlemeyi ve kitap okumayı da seviyorum.
Ayrıca motor kullanmak, farklı atölyelere katılmak ve vintage objelerle ilgilenmek hoşuma gidiyor. İş hayatının yoğunluğundan uzaklaşıp kendime ait bir alan yaratmaya önem veriyorum.




DİYALİZHABER: Liseden yeni mezun olup diyaliz teknikeri olmak isteyen gençlere ne söylemek istersiniz? Bu mesleği seçmeden önce neleri bilmelerini önerirsiniz?
Merve Öztekin: Öncelikle bu mesleğin sadece teknik bir meslek olmadığını bilmelerini isterim. Cihazı tanımak ve teknik bilgiye sahip olmak çok önemli ama bunun yanında insanı tanımak, iletişim kurmak, sabırlı olmak ve sorumluluk almak gerekiyor.
Diyaliz hastalarıyla uzun süre çalışacağınız için empati yeteneğinizin güçlü olması çok önemli. Ayrıca sürekli öğrenmeye açık olmalısınız. Çünkü sağlık alanında bilgi ve teknoloji sürekli değişiyor.
Bu mesleği seçmek isteyen gençlere “Sadece bir iş sahibi olmak için değil, gerçekten insan hayatına dokunmak istiyorsanız tercih edin” derim.
Çünkü diyaliz teknikerliği bana göre bir cihazı çalıştırmaktan çok daha fazlası. Bazen bir hastanın tedavisini güvenli şekilde tamamlamasını sağlamak, bazen fark edilmeyen bir değişikliği fark etmek, bazen de sadece hastayı dinlemek bile mesleğimizin önemli bir parçasıdır.
DİYALİZHABER: Merve Hanım bu güzel röportaj için size teşekkür ederiz. Bize diyaliz teknikerliğinin ne olduğunu detaylarıyla anlattınız. Meslek hayatınızdaki başarılarınızın devamını diliyorum.
Yayın Tarihi: 22/08/2026




