KRONİK BÖBREK HASTALIĞINDA BÖBREK KORUYUCU DİYET

Kabaca tariflersek, üç aydan uzun süreyle böbrek fonksiyonlarının % 60’ın altında seyretmesine, kronik böbrek hastalığı (KBH) diyoruz. Mesleki anlamda daha detaylı tanımlamalar ve evrelemeler var; ancak detaylar nefrologları ilgilendiriyor. Basit KBH tanımını yukarıdaki gibi bilmek yeterlidir. Hastalığın erken dönemlerindeki bulgular; kanda üre ve kreatinin yüksekliği, idrarda ise protein kaçağı olmasıdır. Hastalığın son evrelere kadar belirti vermemesi veya hafif iştahsızlık, halsizlik, gece sık idrara gitme gibi bulgularla sinsi seyretmesi, KBH'ın önemli bir özelliğidir. Bu nedenle toplumda farkındalık oranı düşük bir hastalıktır. Çoğu hasta iş işten geçtikten sonra, yani böbrek fonksiyonları %10'un altına indikten sonra ve belirtiler oturduğunda karşımıza gelmektedir. KBH, erken teşhisin gidişatı değiştirebileceği bir hastalıktır.

O halde farkındalığı arttırmak için, toplumu böyle bir hastalığın varlığından, haberdar etmemiz gerekiyor. Gelişmiş ülkelerdeki gibi, yılda bir kez de olsa, rutin böbrek tetkiklerimizi yaptırmak, erken teşhis için çok önemlidir. KBH, diyabet, hipertansiyon ve kalp damar sorunlarından sonra, toplumda %10 gibi yüksek bir oranda mevcuttur. Ve ne yazık ki ülkemizde milyonlarca insan, hastalığının farkında değildir.

Çoğu kişi gazete veya TV'deki doktora şunu sorar: Böbreklerimizi korumak için ne yapmalıyız? Bu sorunun cevabı; bulaşık makinenizi korumak için calgon kullanın veya dişinizi her gün colgate ile fırçalayın örneklerindeki gibi basit değildir. Sizi iki kelime ile başımdan savarım; “ her gün 3 litre su iç, böbreğin korunur kardeşim”. Evet, bu cevap ne yazık ki; en çok verilen baştan savma cevaptır ve yanlış bir cevaptır. Evet, lütfen sıradaki soruyu alalım! Konunun uzmanı olmayan tam da bunu söyler! 

Yerimiz dar, bana “ uzun yazma okunmuyor” diyorlar. O yüzden gelin kısa ve öz bilgiler verelim.

En büyük yanılgı günde üç litre su içmenin böbreği koruyacağıdır. Al sana calgon! Böyle bir zırvalama doğru değildir. Ancak ve sadece böbrek taşı düşürenlere bunu tavsiye edebilirsiniz ki; o zaman doğrudur. Böbrekleri sağlıklı insanların günde 1,5 litre su içmesi, hadi yazları biraz daha artırması, vücudun ihtiyacını karşılar. Yani böbreğin ayrıca bir pancar gibi sulama işlemine ihtiyacı yoktur. Spor yaparsın, koşarsın, terlersin o durumlarda suyu belki beş litre içersin, çünkü; kaybın çoktur ve susadıkça içersin. Bu vücut ihtiyacıdır, böbrek ihtiyacı değil. Bol bol su için böbreğinizi koruyun diyen bir salak, sizin sadece bol bol tuvalete gitmenize ve üstüne bir de böbreğinizi boşuna yormanıza yol açar. Böbrek bir çiçek değildir ve onu sulamanıza gerek yoktur. Mühim olan vücudun su ihtiyacıdır, bu günde 1,5-2 litre ile karşılanır. Böbrek için normal miktarda su alınması yeterlidir. Fazlası gerekirse, zaten susama hissiniz olur ve içersiniz. Canınız su istemediği halde, zorla vücuda su bindirmek, akıllıca bir hareket olamaz. 

Böbrekleri hasta olan, yani KBH olan hastalara “bol bol su iç üreni düşürür” demek çok yanlıştır. Bu yanlışı yapanları ne yazık ki çok görüyoruz ve bunun sonuçları ödeme yol açıyor. Tuz yani Na iyonu düşmesi oluyor. Bulantı ve kusma başlıyor, inatla su içmeye devam edenler acillik oluyor, bazısı komaya bile giriyor. Doğrusu onlara da günde 1,5 litre suyu fazla geçmemeleri, ancak susarlarsa bu miktarı aşabilecekleri söylenmelidir. Yani KBH'da su fazlalığı, su zehirlenmesi yapacaktır, bu nedenle su alımı arttırılmamalı, tersine fazla su içmekten kaçınılmalıdır. Biz buna üst limit 1,5 litre diyelim.

Böbrekleri korumanın kabul edilmiş bir yolu, pek hoşunuza gitmeyecek ama; her türlü eti yani aşırı proteinli gıdaları fazla almamaktır. Aşırı protein tüketimi, sizin ömrünüzü bilmem ama  böbreğinizin ömrünü kısaltır. Mangal yapıp, iki kilo eti mideye indirmek, kas yapacağım diye on yumurta içmek veya protein tozları kullanmak böbreğe zarar verir. Böbreğim 120 yıl yaşasın diyorsanız size önerim şu olur: Günde en fazla 100 gram et tüketin, fazlası gereksizdir. Bir yumurta yiyin, fazlası gereksizdir. Bir litre süt içmeyin, bir bardak yeterlidir. Yarım kilo değil, bir kase yoğurt yeterlidir. Benim gibi kuru fasülye ve baklagillere düşkünseniz; sekiz kaşıkta bırakın, doymazsanız suyuna ekmek bandırın. Çünkü kuru baklagillerin protein içerikleri fazladır. Sonuç olarak fazla protein böbreğe iyi gelmez, hatta zararlıdır. 

Tuz mevzusu hepinizin malumudur. Tuz sadece böbreğin değil; tüm kalp-damar sistemi ve beyin damarları için bildiğiniz zehirdir. Tuz tüketiminde önerim basittir; “ekmeğiniz normal tuzlu olsun, ama, yemekleriniz az tuzlu olsun”. Bu sağlıklı kişilere tavsiyemdir. Eğer tansiyon, kalp, böbrek,  şeker, felç vesaire hastalığınız varsa, önerim gene basit; “ekmeğiniz yine normal tuzlu olsun, ama yemekleriniz tuzsuz olsun”. 

Sigaranın böbrek sağlığı için çok zararlı olduğunu, böbrek kılcal damarlarını tıkadığını ve varsa KBH' nızın  hızla ilerlemesine yol açtığını önemle belirtmek isterim.

Yüksek tansiyon hastalarında, böbrek etkilenmesi ve hasarı sık olmaktadır. Altı ayda bir böbrek testleri yaptırın. Tansiyonunuzu 130/80 değerini geçmeyecek şekilde ayarlatın. Bu konuda kapımız hepinize açıktır. Tuz konusuna çok dikkat edin; “Ekmek normal, yemek tuzsuz”.

Şeker hastaları, yine böbreğin en sık zarar gördüğü, hasta gruplarındandır. Altı ayda bir, böbrek testlerinizi yaptırın. Üç aylık kan şekeri tahlili olan HbA1c değeriniz 7'nin altında olmalıdır. Aksi halde böbreğin hasarlanması kaçınılmazdır. Bu hasarda ilk belirti idrarda albümin kaçağıdır; idrar tetkikini de kontrollere gittiğinizde yaptırın. Bu konuda zorluk çekiyorsanız, yine kapımız size açıktır.

Böbreğinizi korumanız için bir diğer önerim; leblebi gibi ağrı kesici içmemenizdir. Ağrı kesicilerin çoğunluğu yıllar içinde birikim yaparak böbreğe zarar verir. Tavsiyem haftada ikiden fazla ağrı kesici almayın. Grip gibi durumlarda kısa süreli kullanımlarda sakınca yoktur. Romatizma veya eklem hastalıkları nedeniyle, sürekli ağrı kesici alıyorsanız; mutlaka altı ayda bir, böbrek testlerinize baktırın. 

Sebze yemeklerini severiz, bende çok severim, ancak; çoğu sebzede başta ıspanak olmak üzere bolca oksalat vardır. Oksalat böbrek taşlarına yol açar ve tek bağlayıcısı kalsiyumdur. Ben sebze yemeklerini, bir kase yoğurtla yerim. Dolayısıyla oksalatı, yoğurttaki kalsiyum bağlar ve taş oluşmaz. Böylece böbreğiniz korunur. Unutmayalım sebze yemeğinin yanında yoğurt olacak. Yine çayda da bu madde boldur; aşırı çay ve demli çay içmek böbrek sağlığı için iyi değildir. Mümkünse açık çay için veya çaya biraz süt katın. Kahveyi de bu nedenle, sütlü içmek faydalıdır.

Dedim ya; böbrekleri nasıl koruruz sorusunun cevabı; basit bir soru değil ve bu konu çok uzayabilir. Özet olarak şimdilik bu bilgiler yeterli, yeri gelince devam edeceğiz...

Doç. Dr. Metin Sarıkaya

 

dr.metinsarikaya@gmail.com

 

Nefroloji Uzmanı

S.B. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Yayın Tarihi: 07/07/2016

DiyalizHaber

Diyalizden Haberiniz Olsun

www.diyalizhaber.net © 2016  Edited&Designed by PEGASUS